Adalet Bakanlığı Yargıtay'da Uzun Süreli Dosya Beklemesi Ve Adalete Erişimde Gecikme
Çorum İskilip Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakkımda verilen ceza kararı sonrası dosyam, 08.04.2021 tarihli kararın ardından temyiz edilerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmiştir. Ancak aradan yıllar geçmiş olmasına rağmen dosyam hâlâ karara bağlanmamış ve sonuçlandırılmamıştır. Dosyam uzun süredir Yargıtay arşivinde beklemektedir.
Bu süreçte bir dönem Çorum Cezaevinde tutuklu kaldım ve özgürlüğüm kısıtlandı. Yargılama ve temyiz sürecinin gereksiz şekilde uzaması nedeniyle hem yaşam düzenim hem de psikolojik durumum olumsuz etkilendi, maddi ve manevi açıdan ciddi mağduriyet yaşadım. Dosyamın akıbetinin belirsiz kalması ve beraat etme ihtimalim bulunmasına rağmen bu kadar uzun süre karar verilmemesi adalet duygumu derinden zedeledi.
Yargıtay’daki dosyamın ivedilikle ele alınarak incelenmesini, beraatimin sağlanmasını ya da gerekçeli ve açıklamalı bir karar ile dosyamın sonuçlandırılmasını talep ediyorum. Ayrıca bu uzun süreç nedeniyle uğradığım maddi ve manevi zararların, yasa ve ilgili mevzuat çerçevesinde tazmin edilmesini istiyorum. Geciken adaletin, adaletin gerçekleşmemesi anlamına geldiğini ve bu nedenle mağduriyetimin her geçen gün arttığını bilgilerinize sunarım.
Gelişme
Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmanın yenilenmesi talebimle ilgili yaşadığım süreci ve mağduriyetimi paylaşmak istiyorum. Hakkımda verilen mahkûmiyet kararı, ilk kez 2015 yılında Alaca Sulh Ceza Hakimliği’nde polis, savcı ve hakim karşısına çıktığımda, hiçbir hukuki bilgi ve tecrübem olmadan, düşünmeden verdiğim ifadelere ve polis tarafından düzenlenen tutanaklara dayanılarak kurulmuştur. Polis tutanağı avukat eşliğinde alınmamış, ifadeler kendi anlayışları doğrultusunda tutanaklara geçirilmiş ve bu tutanakların usule uygun tutulmadığını, çelişkiler ve tutarsızlıklar içerdiğini düşünüyorum.
2026 yılının altıncı ayında Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesi’ne yargılamanın yenilenmesi için başvuruda bulundum. Ancak savcının, dosyamı yeniden değerlendirme sürecinde herhangi bir derinlemesine araştırma, yeni delil incelemesi veya olayın koşullarını yeniden ele alma yoluna gitmeden, doğrudan eski tutanak ve ifadelere bakarak talebimi reddettiğini öğrendim. Yargılamanın yenilenmesi gibi hayati önemde bir talebin, sadece yıllar önce usule aykırı şekilde tutulduğunu düşündüğüm eski kayıtlara dayanılarak, hiçbir ek inceleme yapılmadan reddedilmesini hakkaniyete ve adil yargılanma ilkesine aykırı buluyorum.
Hem Alaca Sulh Ceza Hakimliği’nde alınan ifade tutanaklarındaki usulsüzlük ve tutarsızlıkların, hem de Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılamanın yenilenmesi talebimin yüzeysel bir inceleme ile reddedilmesinin yeniden gözden geçirilmesini talep ediyorum. Yargılamanın yenilenmesi başvurumun ciddiyetle ele alınmasını, delillerin ve önceki tutanakların ayrıntılı ve tarafsız biçimde yeniden değerlendirilmesini ve yeniden yargılama talebimin kabul edilmesini istiyorum. Yaşadığım mağduriyetin giderilmesi ve adil bir yargılama sürecine kavuşmam için gerekli işlemlerin yapılmasını saygıyla talep ederim.
Çorum İskilip Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakkımda verilen ceza kararı sonrası dosyam, 08.04.2021 tarihli kararın ardından temyiz edilerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmiştir. Ancak aradan yıllar geçmiş olmasına rağmen dosyam hâlâ karara bağlanmamış ve sonuçlandırılmamıştır. Dosyam uzun süredir Yargıtay arşivinde beklemektedir. Bu süreçte bir dönem Çorum Cezaevinde tutuklu kaldım ve özgürlüğüm kısıtlandı. Yargılama ve temyiz sürecinin gereksiz şekilde uzaması nedeniyle hem yaşam düzenim hem de psikolojik durumum olumsuz etkilendi, maddi ve manevi açıdan ciddi mağduriyet yaşadım. Dosyamın akıbetinin belirsiz kalması ve beraat etme ihtimalim bulunmasına rağmen bu kadar uzun süre karar verilmemesi adalet duygumu derinden zedeledi. Yargıtay’daki dosyamın ivedilikle ele alınarak incelenmesini, beraatimin sağlanmasını ya da gerekçeli ve açıklamalı bir karar ile dosyamın sonuçlandırılmasını talep ediyorum. Ayrıca bu uzun süreç nedeniyle uğradığım maddi ve manevi zararların, yasa ve ilgili mevzuat çerçevesinde tazmin edilmesini istiyorum. Geciken adaletin, adaletin gerçekleşmemesi anlamına geldiğini ve bu nedenle mağduriyetimin her geçen gün arttığını bilgilerinize sunarım.
Yargıtay Genel Sekreterliği’ne sunulmak üzere, Çorum İskilip Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakkımda verilen ceza kararı sonrasında dosyam, 08.04.2021 tarihli mahkeme kararının ardından temyiz incelemesi için Yargıtay’a gönderilmiştir. Aradan yaklaşık altı yıla yakın bir süre geçmiş olmasına rağmen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı dosyamı hâlâ karara bağlamamış ve sonuçlandırmamıştır. Dosyam bu süre boyunca Yargıtay arşivinde bekletilmektedir. Bu süreçte bir dönem Çorum Cezaevinde tutuklu kaldım ve özgürlüğüm kısıtlandı. Uzayan yargılama süreci nedeniyle yaşam düzenim ve psikolojik durumum olumsuz etkilenmiş, hem maddi hem de manevi açıdan ciddi mağduriyet yaşamış bulunmaktayım. Dosyamın akıbetinin belirsiz kalması ve beraat etme ihtimalim olmasına rağmen bu kadar uzun süre karar verilmemesi, adalet duygumu derinden zedelemiştir. Yargıtay’da bulunan dosyamın ivedilikle ele alınarak incelenmesini, beraatime karar verilmesini ya da gerekçeli ve açıklamalı bir kararla dosyamın sonuçlandırılmasını talep ediyorum. Ayrıca, gereksiz yere uzayan bu süreçten kaynaklanan maddi ve manevi zararlarımın, yasa ve ilgili mevzuat çerçevesinde tazmin edilmesini bilgilerinize sunarım.
Konu : Uzayan Karar Yargıtay Genel Sekreterliği’ne sunulmak üzere, Çorum İskilip Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakkımda verilen ceza kararı sonrasında dosyam, 08.04.2021 tarihli mahkeme kararının ardından temyiz incelemesi için Yargıtay’a gönderilmiştir. Aradan yaklaşık altı yıla yakın bir süre geçmiş olmasına rağmen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı dosyamı hâlâ karara bağlamamış ve sonuçlandırmamıştır. Dosyam bu süre boyunca Yargıtay arşivinde bekletilmektedir. Bu süreçte bir dönem Çorum Cezaevinde tutuklu kaldım ve özgürlüğüm kısıtlandı. Uzayan yargılama süreci nedeniyle yaşam düzenim ve psikolojik durumum olumsuz etkilenmiş, hem maddi hem de manevi açıdan ciddi mağduriyet yaşamış bulunmaktayım. Dosyamın akıbetinin belirsiz kalması ve beraat etme ihtimalim olmasına rağmen bu kadar uzun süre karar verilmemesi, adalet duygumu derinden zedelemiştir. Yargıtay’da bulunan dosyamın ivedilikle ele alınarak incelenmesini, beraatime karar verilmesini ya da gerekçeli ve açıklamalı bir kararla dosyamın sonuçlandırılmasını talep ediyorum. Ayrıca, gereksiz yere uzayan bu süreçten kaynaklanan maddi ve manevi zararlarımın, yasa ve ilgili mevzuat çerçevesinde tazmin edilmesini bilgilerinize sunarım.
Adalet Bakanlığı’na, Çorum ili Alaca ilçesinde görülen ve babaannemden kalan mirasla ilgili süreçte yaşadığım haksızlığı belirtmek istiyorum. Babaannem ile dedemin üzerine kayıtlı bir ev ve yedi adet tarla bulunmaktadır. Ailemin yaşam düzeni ve birlikteliği uzun süredir olmadığı, ayrı yaşadığımız ve ben de bir süre cezaevinde kaldığım için, 2021 yılı Nisan ayında cezaevinden çıktıktan sonra babaannemin ve babamın kaldığı eve yerleştim. Babaanneme ve dedeme yıllar boyunca bakan, yanında bulunan, ihtiyaçlarıyla ilgilenen tarafın biz olduğuna inanıyorum. Babaannemin vefatından sonra, bugüne kadar babaanneme ve dedeme hiçbir şekilde bakmayan, yanına gitmeyen, maddi veya manevi destek sunmayan amca oğullarım miras için hemen harekete geçmiştir. Babaannemin ölümünü duyar duymaz Alaca Sulh Hukuk Mahkemesi’ne mirasın paylaşımı için başvuru yapılmış, babamı da telefonla arayarak tarlaların ve evin derhal satılmasını, alıcı bulabileceklerini söylemişlerdir. Bu davranışları, tek amaçlarının para olduğunu açıkça göstermektedir. Miras babaam ve amcam arasında iki kardeş olarak paylaşılacakken, amcamın vefatı nedeniyle onun payının amca oğullarına geçmesi söz konusu olmuştur. Ancak amca oğullarının kendi babalarına bile bakmadığı, ilgisizlik ve bakımsızlık nedeniyle sağlık durumunun kötüleşmesine ve vefatına sebep olduklarını düşünüyorum. Buna rağmen mirastan pay alma hakkına sahip olmalarını ahlaki ve vicdani olarak kesinlikle kabul etmiyorum. 2026 yılı içerisinde verilen ve mirasın babam ile amca oğulları arasında paylaşılmasını öngören kararın yeniden incelenmesini ve gerekli görülmesi halinde değiştirilmesini talep ediyorum. Özellikle amcamın eşi, amcamın vefatından hemen sonra zevk ve sefaya yönelip kısa sürede yeniden evlenmiş, çağlar soyadını bırakarak Medine Öztürk ismini ve Öztürk soyadını almıştır. Amcamın asıl mirasçısı konumunda iken bu şekilde soyadı değişikliği ve yaşam tarzı tercihlerinin, aile bağlarına ve vefat eden eşine karşı yükümlülüklerine aykırı olduğunu düşünüyorum. Mirasın babaanneme ve dedeme gerçekten bakan, onların yanında olan, maddi ve manevi destek sağlayan kişiler arasında paylaştırılması gerektiğine inanıyorum. Babaannem ve dedemin bakımını üstlenmemiş, ölüm haberini alır almaz yalnızca para için miras peşine düşmüş olan amca oğullarının mirastan dışlanması veya paylarının yeniden değerlendirilmesi hususunda, Alaca Sulh Hukuk Mahkemesi’nin verdiği kararın Adalet Bakanlığı tarafından incelenmesini, sürecin adalet ve hakkaniyet çerçevesinde yeniden ele alınmasını saygıyla talep ediyorum.
Alaca Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2026/427 Esas, 2026/422 Karar sayılı mirasçılık belgesi kararına itiraz etmek ve yaşadığımı düşündüğüm hukuki haksızlığı belirtmek istiyorum. Söz konusu dosyada, babaannem ve dedemden kalan bir ev ve yedi adet tarla üzerindeki miras payları belirlenmiş, miras babam Bekir Ç*** ile amca oğullarım ve amcamın eşi arasında paylaştırılmıştır. Benim açımdan temel sorun, mirasın gerçekten bakımını üstlenen, yanında olan ve emek veren kişiler yerine, yıllarca babaannem ve dedeme hiçbir şekilde bakmayan, ilgilenmeyen, maddi ya da manevi destek vermeyen amca oğullarımın da pay sahibi yapılmış olmasıdır. Amca oğullarım, babaannem ve dedemin hayatları boyunca yanlarında yer almamış, sağlık ve bakım süreçlerinde sorumluluk almamış, buna rağmen ölüm haberinin hemen ardından, sadece para amacıyla harekete geçerek mirasın paylaşımı için başvuruda bulunmuştur. Babamın ve ailemizin, uzun yıllar boyunca babaannem ve dedemin bakımını üstlendiğini, yanlarında bulunup ihtiyaçlarıyla ilgilendiğini, buna karşın amca oğullarımın bu sorumluluğu paylaşmadığını özellikle vurgulamak istiyorum. Bu nedenle mirasın hem ahlaki hem de hakkaniyetli biçimde paylaştırılmadığını, verilen kararda bu yöndeki hususların yeterince dikkate alınmadığını düşünüyorum. Ben, söz konusu ev ve yedi tarlanın mirasının, gerçek anlamda bakım veren ve sorumluluk üstlenen babama bırakılması gerektiğine, amca oğullarımın ise mirastan çıkarılması veya en azından miras paylarının, yıllar boyunca verilen bakım ve emek durumu gözetilerek ciddi şekilde yeniden değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum. Yıllarca hiçbir bakım emeği olmadan, sadece para için başvuru yapan kişilerin mirastan pay almasının, adalet ve hakkaniyet duygusunu derinden zedelediğini düşünüyorum. Bu nedenlerle, Alaca Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2026/427 Esas, 2026/422 Karar sayılı ve 2026 yılı içinde verilen mirasçılık belgesi kararının, bakım ve emek kriterleri de gözetilerek hukuki yönden yeniden incelenmesini, amca oğullarımın mirastan çıkarılması veya miras pay oranlarının adalet ve hakkaniyet çerçevesinde yeniden belirlenmesini saygıyla talep ediyorum.
Çorum Alaca Sulh Hukuk Mahkemesi’nin yürütmekte olduğu mirasçılık belgesi dosyası kapsamında, henüz süreç devam ederken mirasın paylaşımına ilişkin ciddi hakkaniyet ve ahlak sorunu bulunduğunu düşündüğümü belirtmek istiyorum. Babaannem ve dedemden kalan bir ev ve yedi adet tarla ile ilgili miras başvurusu yapılmış olup, bu mirasın nasıl ve kimler arasında paylaştırılacağı konusunda derin kaygı duyuyorum. Babaannemin vefatından hemen sonra amcamın oğlu, babamı telefonla arayarak yalnızca para odaklı bir yaklaşımla, mirastan kalan yedi tarlayı ve evi hemen satalım, müşteri bulurum şeklinde ısrarcı olmuştur. Bu kişiler, babaannemin ve dedemin hayatları boyunca bakımını üstlenmemiş, ihtiyaçlarıyla ilgilenmemiş, manevi olarak da yanlarında olmamışlardır. Buna rağmen miras söz konusu olunca aceleyle satışa yönelmeleri, mirasın gerçek emek sahipleri yerine, sadece maddi çıkar düşünen kişilerin eline geçeceği endişesini doğurmaktadır. Ayrıca mirasta adı geçen bazı kişilerin sicil ve yaşam tarzlarının da bu malvarlığını sağlıklı ve topluma faydalı biçimde değerlendirecek kişiler olmadığı yönünde ciddi duyumlarım bulunmaktadır. Babaannemin ve dedemin, hayatları boyunca verdikleri emek ve aile yapımızın değerleri göz önüne alındığında, bu mirasın böyle bir amaçsız harcama veya savurganlıkla elden çıkarılmasının, onların hatırasına da saygısızlık olacağına inanıyorum. Bütün bu sebeplerle, devam eden mirasçılık belgesi sürecinde, mirasın kimlere ve hangi oranlarda bırakılacağı değerlendirilirken, yalnızca yasal sıralama değil, aynı zamanda bakım, emek, sorumluluk ve hakkaniyet kriterlerinin de dikkate alınmasını, mirası gerçekten hak etmeyen, hayatları boyunca hiçbir bakım ve destek sorumluluğu üstlenmemiş kişilerin mirastan pay almalarının önlenmesini veya pay oranlarının bu durum gözetilerek yeniden değerlendirilmesini saygıyla talep ediyorum. Devletin ve ilgili mahkemenin, yazdığım hususlar hakkında gerekli inceleme ve araştırmayı yaparak, vicdanen de kabul edilebilir, adil bir karar vereceğine dair beklentimi özellikle ifade etmek isterim.
Bu mirası hiç kimse hak etmiyor. Çünkü amcamın oğlu babamı babaannem ölür ölmez Hemen Fazla sürmeden telefonla arayıp. Miras kalan yedi tarlayı ve evi hemen satalım ben müşterilerini buldum bulurumda demiştir. Babamda ben ikinci evimi yaptım zaten. Ev yapmaktadır. Annem babam ayrı yaşar birlikte kalmaz ikinci evimi ben yaptım zaten ben evimi yaptım zaten evi ve tarlaları satalim. Hemen satalım demiştir. Bunlar babaanneme hiç bakmadılar ihtiyaçları ile ilgilenmediler aklınca konuşup kadını derttiler. Ayrıca miras kalan Y*** Ç***'ın cezaevine alınacağını duydum. Sicili düzgün insanlar değildir. Amcamın karısı amcam ölür ölmez yengem hemen evlenmiş soyadı ö*** tür. Zevk sefa eğlence yeme içme peşindedirler. Babamsa da aynısıdır. Karısına bakmayıp ikinci evini kendisine yapıp orada kalmaktadır. Miras payları mahkeme tarafından kesinleşince babaannemin ölümü sonrası ile evini yedi tarlayı ne varsa hepsini hemen satacaklardır. Devletin bunu bilmesini gerekli kontrol ve araştırma ve incelemesinide yapılabilir. Yazdıklarımın hepsi doğrudur. Sonuç Olarak Miras Hak Eden Kimse Yoktur. Bunlar Zaten Yalçın çağlar Emeklidir. Evi Ve Arabası Çok Miktarda Parası Hepsini Vardır. Muhtaç İhtiyaç Sahibi Kimseler Değildir. Mümkünse Tüm Paranın Devlete Kalmasını Talep Ederim.
Alaca Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2026/427 Esas, 2026/422 Karar sayılı mirasçılık belgesi kararına itiraz etmek ve yaşadığımı düşündüğüm hukuki haksızlığı belirtmek istiyorum. Söz konusu dosyada, babaannem ve dedemden kalan bir ev ve yedi adet tarla üzerindeki miras payları belirlenmiş, miras; babam Bekir ç*** ile amca oğullarım ve amcamın eşi arasında paylaştırılmıştır. Benim açımdan temel sorun, mirasın gerçekten bakımını üstlenen, yanında olan ve emek veren kişiler yerine, yıllarca babaannem ve dedeme hiçbir şekilde bakmayan, ilgilenmeyen, maddi ya da manevi destek vermeyen amca oğullarımın da pay sahibi yapılmış olmasıdır. Amca oğullarım, babaannem ve dedemin hayatları boyunca yanlarında yer almamış, sağlık ve bakım süreçlerinde sorumluluk almamış, buna rağmen ölüm haberinin hemen ardından, sadece para amacıyla harekete geçerek mirasın paylaşımı için başvuruda bulunmuştur. Babamın ve ailemizin, uzun yıllar boyunca babaannem ve dedemin bakımını üstlendiğini, yanlarında bulunup ihtiyaçlarıyla ilgilendiğini, buna karşın amca oğullarımın bu sorumluluğu paylaşmadığını özellikle vurgulamak istiyorum. Bu durumda, mirasın hem ahlaki hem de hakkaniyetli biçimde paylaştırılmadığını, mahkeme kararında bu yönün hiç dikkate alınmadığını düşünüyorum. Ben, söz konusu ev ve yedi tarlanın mirasının, gerçek anlamda bakım veren ve sorumluluk üstlenen babama bırakılması gerektiğine, amca oğullarımın ise mirastan çıkarılması veya paylarının ciddi şekilde yeniden değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum. Yıllarca hiçbir bakım emeği olmadan, sadece para için başvuru yapan kişilerin mirastan pay almasının, adalet ve hakkaniyet duygusunu zedelediğini düşünüyorum. Bu nedenlerle, Alaca Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2026/427 Esas, 2026/422 Karar sayılı mirasçılık belgesi kararının hukuki yönden yeniden incelenmesini, amca oğullarımın mirastan çıkarılması veya pay oranlarının, bakım ve emek durumu gözetilerek yeniden değerlendirilmesini, sürecin adalet ve hakkaniyet çerçevesinde ele alınmasını saygıyla talep ediyorum.
Çorum Alaca Sulh Hukuk Mahkemesi’nin yürüttüğü mirasçılık belgesi dosyasında verilen 2026/427 Esas, 2026/422 Karar sayılı karar ile ilgili ciddi bir hakkaniyet sorunu olduğunu düşündüğümü belirtmek istiyorum. Babaannem ve dedemden kalan bir ev ile yedi adet tarla hakkında miras süreci devam ederken, bu mirasın kimler arasında ve hangi anlayışla paylaştırıldığı konusunda derin kaygılar taşımaktayım. Babaannemin vefatından çok kısa süre sonra amcamın oğlu Yalçın Çağlar, babamı telefonla arayarak mirastan kalan yedi tarlanın ve evin derhal satılması gerektiğini, müşteriyi bulacağını ifade etmiş ve bu konuda ısrarcı davranmıştır. Babam da ikinci evini yapmış olmasına rağmen, bu miras mallarının hemen satılması fikrine sıcak bakmıştır. Ancak bu kişilerin, babaannemin hayattayken bakımını üstlenmediklerini, ihtiyaçlarıyla ilgilenmediklerini ve manevi olarak yanında olmadıklarını biliyorum. Buna rağmen miras açılır açılmaz tek odaklarının satış ve para olması, mirasın gerçek emek sahiplerinden çok sadece maddi kazanç düşünen kişilerin eline geçeceği yönünde beni rahatsız etmektedir. Ayrıca mirasta adı geçen bazı kişilerin sicil durumları ve yaşam tarzlarıyla ilgili olumsuz duyumlarım vardır ve bu malvarlığını toplum ve aile açısından sağlıklı değerlendirecek kimseler olmadıklarını düşünmekteyim. Örneğin Yasin Çağlar’ın cezaevine alındığını duymuş bulunuyorum. Amcamın vefatından hemen sonra eşinin yeniden evlenmesi, soyadı ve aile bağı konusundaki durumlar, mirasın kimlere ve ne amaçla geçeceği konusunda bende ciddi tereddütler doğurmaktadır. Bu kişilerin çoğunun hali hazırda evi, arabası, emekliliği ve maddi imkanları bulunmaktadır, yani mirasa muhtaç ya da ihtiyaç sahibi değillerdir. Tüm bu sebeplerle söz konusu mirasın, başta babaannem ve dedemin hayatları boyunca yükünü çekmemiş, bakım ve ihtiyaçlarıyla ilgilenmemiş, yalnızca para söz konusu olduğunda ortaya çıkan kişiler arasında paylaşılmasının adalet ve ahlakla bağdaşmadığını düşünüyorum. Devletin ve ilgili yargı mercilerinin, bu miras dosyasında tarafların geçmişini, babaannemle olan gerçek ilişkilerini ve bugün ortaya çıkan tabloyu yeniden değerlendirmesini istiyorum. Asıl talebim, mümkünse bu mirasın hiçbir mirasçıya intikal ettirilmemesi, mirasçılık durumunun yeniden gözden geçirilerek bu malvarlığının Hazine’ye ya da devlete bırakılması yönündedir. Hiç kimsenin mirası hak etmediğini, mirasın mevcut haliyle paylaşılmasının toplumsal adalet duygusunu da zedelediğini düşünmekteyim. İlgili mahkeme kararının ve miras paylaşımının, hakkaniyet ve ahlak ilkeleri çerçevesinde yeniden incelenmesini saygıyla talep ediyorum.
Çorum Alaca Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2026/**7 Esas, 2026/**2 Karar sayılı mirasçılık belgesi dosyasında verilen kararın hakkaniyete uygun olmadığını düşünüyorum. Babaannem ve dedemden kalan bir ev ile yedi adet tarla hakkında miras süreci devam ederken, bu mirasın kimler arasında ve hangi anlayışla paylaştırıldığı konusunda ciddi kaygılarım bulunmaktadır. Babaannemin vefatından çok kısa süre sonra amcamın oğlu Yalçın Çağlar, babamı telefonla arayarak mirastan kalan yedi tarlanın ve evin derhal satılması gerektiğini, müşteriyi bulacağını söylemiş ve bu konuda ısrarcı olmuştur. Babam da ikinci evini yapmış olmasına rağmen bu miras mallarının hemen satılması fikrine sıcak bakmıştır. Ancak bu kişilerin babaannemin hayattayken bakımını üstlenmediklerini, ihtiyaçlarıyla ilgilenmediklerini ve manevi olarak yanında olmadıklarını biliyorum. Buna rağmen miras açılır açılmaz tek odaklarının satış ve para olması, mirasın gerçek emek sahiplerinden çok sadece maddi kazanç düşünen kişilerin eline geçeceği yönünde beni rahatsız etmektedir. Mirasçı olarak adı geçen bazı kişilerle ilgili sicil ve yaşam tarzlarına ilişkin olumsuz duyumlarım vardır ve bu malvarlığını aile ve toplum açısından sağlıklı değerlendirebilecek kişiler olmadıklarını düşünmekteyim. Örneğin Yasin Çağlar’ın cezaevine alındığını duymuş bulunuyorum. Amcamın vefatından hemen sonra eşinin yeniden evlenmesi, soyadı ve aile bağı konusundaki durumlar da bu mirasın kimlerin eline geçeceği ve hangi amaçla kullanılacağı konusunda bende ayrı bir tereddüt yaratmaktadır. Bu kişilerin çoğunun hali hazırda evi, arabası, emekliliği ve çeşitli maddi imkanları bulunmaktadır, dolayısıyla mirasa muhtaç veya ihtiyaç sahibi değildirler. Babaannem ve dedemin hayatları boyunca yükünü çekmemiş, bakım ve ihtiyaçlarıyla ilgilenmemiş, yalnızca para söz konusu olduğunda ortaya çıkan kişilerin bu mirastan pay almalarının adalet ve ahlakla bağdaşmadığını düşünüyorum. Mirasın mevcut haliyle mirasçılar arasında paylaştırılmasının, toplumsal adalet duygusunu da zedelediğine inanıyorum. Bu nedenle, söz konusu miras dosyasında tarafların babaannem ve dedemle gerçek ilişkilerinin, geçmişteki sorumluluk ve emeklerinin, bugün ortaya çıkan tabloyla birlikte yeniden değerlendirilmesini talep ediyorum. Asıl talebim, mümkünse bu mirasın hiçbir mirasçıya intikal ettirilmemesi, mirasçılık durumunun yeniden gözden geçirilerek bu malvarlığının Hazine’ye veya devlete bırakılmasının sağlanması yönündedir. İlgili mirasçılık kararının ve miras paylaşımına esas durumun hakkaniyet ve ahlak ilkeleri çerçevesinde yeniden incelenmesini saygıyla istiyorum.
Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmanın yenilenmesi talebimle ilgili yaşadığım süreci ve mağduriyetimi paylaşmak istiyorum. Hakkımda verilen mahkûmiyet kararı, ilk kez 2015 yılında Alaca Sulh Ceza Hakimliği’nde polis, savcı ve hakim karşısına çıktığımda, hiçbir hukuki bilgi ve tecrübem olmadan, düşünmeden verdiğim ifadelere ve polis tarafından düzenlenen tutanaklara dayanılarak kurulmuştur. Polis tutanağı avukat eşliğinde alınmamış, ifadeler kendi anlayışları doğrultusunda tutanaklara geçirilmiş ve bu tutanakların usule uygun tutulmadığını, çelişkiler ve tutarsızlıklar içerdiğini düşünüyorum. 2026 yılının altıncı ayında Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesi’ne yargılamanın yenilenmesi için başvuruda bulundum. Ancak savcının, dosyamı yeniden değerlendirme sürecinde herhangi bir derinlemesine araştırma, yeni delil incelemesi veya olayın koşullarını yeniden ele alma yoluna gitmeden, doğrudan eski tutanak ve ifadelere bakarak talebimi reddettiğini öğrendim. Yargılamanın yenilenmesi gibi hayati önemde bir talebin, sadece yıllar önce usule aykırı şekilde tutulduğunu düşündüğüm eski kayıtlara dayanılarak, hiçbir ek inceleme yapılmadan reddedilmesini hakkaniyete ve adil yargılanma ilkesine aykırı buluyorum. Hem Alaca Sulh Ceza Hakimliği’nde alınan ifade tutanaklarındaki usulsüzlük ve tutarsızlıkların, hem de Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılamanın yenilenmesi talebimin yüzeysel bir inceleme ile reddedilmesinin yeniden gözden geçirilmesini talep ediyorum. Yargılamanın yenilenmesi başvurumun ciddiyetle ele alınmasını, delillerin ve önceki tutanakların ayrıntılı ve tarafsız biçimde yeniden değerlendirilmesini ve yeniden yargılama talebimin kabul edilmesini istiyorum. Yaşadığım mağduriyetin giderilmesi ve adil bir yargılama sürecine kavuşmam için gerekli işlemlerin yapılmasını saygıyla talep ederim.
Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmanın yenilenmesi talebimle ilgili yaşadığım süreci ve mağduriyetimi paylaşmak istiyorum. Hakkımda verilen mahkûmiyet kararı, ilk kez 2015 yılında Alaca Sulh Ceza Hakimliği’nde polis, savcı ve hakim karşısına çıktığımda, hiçbir hukuki bilgi ve tecrübem olmadan, düşünmeden verdiğim ifadelere ve polis tarafından düzenlenen tutanaklara dayanılarak kurulmuştur. Polis tutanağı avukat eşliğinde alınmamış, ifadeler kendi anlayışları doğrultusunda tutanaklara geçirilmiş ve bu tutanakların usule uygun tutulmadığını, çelişkiler ve tutarsızlıklar içerdiğini düşünüyorum. 2026 yılının altıncı ayında Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesi’ne yargılamanın yenilenmesi için başvuruda bulundum. Ancak savcının, dosyamı yeniden değerlendirme sürecinde herhangi bir derinlemesine araştırma, yeni delil incelemesi veya olayın koşullarını yeniden ele alma yoluna gitmeden, doğrudan eski tutanak ve ifadelere bakarak talebimi reddettiğini öğrendim. Yargılamanın yenilenmesi gibi hayati önemde bir talebin, sadece yıllar önce usule aykırı şekilde tutulduğunu düşündüğüm eski kayıtlara dayanılarak, hiçbir ek inceleme yapılmadan reddedilmesini hakkaniyete ve adil yargılanma ilkesine aykırı buluyorum. Hem Alaca Sulh Ceza Hakimliği’nde alınan ifade tutanaklarındaki usulsüzlük ve tutarsızlıkların, hem de Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılamanın yenilenmesi talebimin yüzeysel bir inceleme ile reddedilmesinin yeniden gözden geçirilmesini talep ediyorum. Yargılamanın yenilenmesi başvurumun ciddiyetle ele alınmasını, delillerin ve önceki tutanakların ayrıntılı ve tarafsız biçimde yeniden değerlendirilmesini ve yeniden yargılama talebimin kabul edilmesini istiyorum. Yaşadığım mağduriyetin giderilmesi ve adil bir yargılama sürecine kavuşmam için gerekli işlemlerin yapılmasını saygıyla talep ederim. Gökhan çağlar
Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılamanın yenilenmesi talebimle ilgili yaşadığım süreci ve buna bağlı mağduriyetimi kamuoyuyla ve yetkililerle paylaşmak istiyorum. Hakkımda verilen mahkûmiyet kararı, ilk kez 2015 yılında Alaca Sulh Ceza Hakimliği’nde polis, savcı ve hakim karşısına çıktığımda, hiçbir hukuki bilgi ve tecrübem olmadan, düşünmeden verdiğim ifadelere ve polis tarafından düzenlenen tutanaklara dayanılarak kurulmuştur. Polis tutanağı avukat eşliğinde alınmamış, beyanlarımın kendi anlayışları doğrultusunda tutanağa geçirildiğini, bu tutanakların usule uygun tutulmadığını ve içerisinde çelişkiler ve tutarsızlıklar bulunduğunu düşünüyorum. 2026 yılının altıncı ayında Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesi’ne yargılamanın yenilenmesi için başvuruda bulundum. Ancak savcının dosyamı yeniden değerlendirme sürecinde herhangi bir derinlemesine araştırma yapmadan, yeni delilleri incelemeden ve olayın tüm koşullarını yeniden ele almadan, yalnızca yıllar önce düzenlenmiş eski tutanak ve ifadelere bakarak talebimi reddettiğini öğrendim. Yargılamanın yenilenmesi gibi hayati önemdeki bir talebin, sadece usule aykırı tutulduğunu düşündüğüm eski kayıtlara dayanılarak, hiçbir ek inceleme yapılmadan reddedilmesini hakkaniyete ve adil yargılanma ilkesine aykırı buluyorum. Hem 2015 yılında Alaca Sulh Ceza Hakimliği’nde alınan ifade tutanaklarındaki usulsüzlük ve tutarsızlıkların, hem de Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılamanın yenilenmesi talebimin yüzeysel bir inceleme ile reddedilmesi kararının yeniden ve objektif biçimde gözden geçirilmesini talep ediyorum. Yargılamanın yenilenmesi başvurumun ciddiyetle ele alınmasını, tüm delillerin ve önceki tutanakların ayrıntılı, tarafsız ve güncel hukuk kriterleri çerçevesinde yeniden değerlendirilmesini ve yeniden yargılama talebimin kabul edilmesini istiyorum. Yaşadığım mağduriyetin giderilmesi, adil bir yargılama sürecine kavuşmam ve adalet duygumun onarılması için gerekli tüm işlemlerin ivedilikle yapılmasını saygıyla talep ederim.
Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılamanın yenilenmesi talebimle ilgili yaşadığım süreci ve buna bağlı mağduriyetimi paylaşmak istiyorum. Hakkımda verilen mahkûmiyet kararı, 2015 yılında Alaca Sulh Ceza Hakimliği’nde polis, savcı ve hakim karşısına ilk kez çıktığımda, herhangi bir hukuki bilgi ve tecrübeye sahip olmadan, düşünmeden verdiğim ifadelere ve polis tarafından düzenlenen tutanaklara dayanılarak kurulmuştur. Polis tutanağı avukat eşliğinde alınmamış, ifadeler benim gerçek beyanlarımdan çok polislerin kendi anlayışları doğrultusunda tutanaklara geçirilmiştir. Bu tutanakların usule uygun tutulmadığını, çelişkiler ve tutarsızlıklar içerdiğini düşünüyorum. 2026 yılının altıncı ayında Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesi’ne yargılamanın yenilenmesi için başvuruda bulundum. Ancak savcının dosyamı yeniden değerlendirme sürecinde herhangi bir derinlemesine araştırma yapmadan, yeni delil incelemesine gitmeden ve olayın koşullarını yeniden ele almadan, doğrudan eski tutanak ve ifadelere bakarak talebimi reddettiğini öğrendim. Yargılamanın yenilenmesi gibi hayati önemde bir talebin, sadece yıllar önce usule aykırı şekilde tutulduğunu düşündüğüm eski kayıtlara dayanılarak ve hiçbir ek inceleme yapılmadan reddedilmesini hakkaniyete ve adil yargılanma ilkesine aykırı buluyorum. Hem Alaca Sulh Ceza Hakimliği’nde alınan ifade tutanaklarındaki usulsüzlük ve tutarsızlıkların, hem de Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılamanın yenilenmesi talebimin yüzeysel bir inceleme ile reddedilmesinin yeniden ve titizlikle gözden geçirilmesini talep ediyorum. Yargılamanın yenilenmesi başvurumun ciddiyetle ele alınmasını, delillerin ve önceki tutanakların ayrıntılı ve tarafsız biçimde yeniden değerlendirilmesini ve yeniden yargılama talebimin kabul edilmesini istiyorum. Yaşadığım mağduriyetin giderilmesi ve adil bir yargılama sürecine kavuşmam için gerekli işlemlerin yapılmasını talep ediyorum.
Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılamanın yenilenmesi talebimle ilgili yaşadığım süreci ve buna bağlı mağduriyetimi yetkili makamların dikkatine sunmak istiyorum. Hakkımda verilen mahkûmiyet kararı, 2015 yılında Alaca Sulh Ceza Hakimliği’nde polis, savcı ve hakim karşısına ilk kez çıktığımda, herhangi bir hukuki bilgi ve tecrübeye sahip olmadan, düşünmeden verdiğim ifadelere ve polis tarafından düzenlenen tutanaklara dayanılarak kurulmuştur. Bu aşamada düzenlenen polis tutanağı avukat eşliğinde alınmamış, ifadeler benim gerçek beyanlarımdan çok polislerin kendi anlayışları doğrultusunda tutanaklara geçirilmiştir. Söz konusu tutanakların usule uygun tutulmadığını, çelişkiler ve tutarsızlıklar içerdiğini düşünüyorum. 2026 yılının Haziran ayında Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesi’ne yargılamanın yenilenmesi için başvuruda bulundum. Ancak savcının dosyamı yeniden değerlendirme sürecinde herhangi bir derinlemesine araştırma yapmadan, yeni delilleri incelemeden ve olayın koşullarını yeniden ele almadan, doğrudan eski tutanak ve ifadelere dayanarak talebimi reddettiğini öğrendim. Yargılamanın yenilenmesi gibi hayati önemde bir talebin, sadece yıllar önce usule aykırı şekilde tutulduğunu düşündüğüm eski kayıtlara dayanılarak ve hiçbir ek inceleme yapılmadan reddedilmesini hakkaniyete ve adil yargılanma ilkesine aykırı buluyorum. Hem Alaca Sulh Ceza Hakimliği’nde alınan ifade tutanaklarındaki usulsüzlük ve tutarsızlıkların, hem de Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılamanın yenilenmesi talebimin yüzeysel bir inceleme ile reddedilmesinin yeniden ve titizlikle gözden geçirilmesini talep ediyorum. Yargılamanın yenilenmesi başvurumun ciddiyetle ele alınmasını, delillerin ve önceki tutanakların ayrıntılı ve tarafsız biçimde yeniden değerlendirilmesini ve yeniden yargılama talebimin kabul edilmesini istiyorum. Yaşadığım mağduriyetin giderilmesi ve adil bir yargılama sürecine kavuşmam için gerekli işlemlerin yapılmasını arz ediyorum.
Adalet Bakanlığı’nın dikkatine, Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılamanın yenilenmesi talebimle ilgili yaşadığım süreci ve buna bağlı mağduriyetimi paylaşmak istiyorum. Hakkımda verilen mahkûmiyet kararı, 2015 yılında Alaca Sulh Ceza Hakimliği’nde polis, savcı ve hakim karşısına ilk kez çıktığımda, herhangi bir hukuki bilgi ve tecrübeye sahip olmadan, düşünmeden verdiğim ifadelere ve polis tarafından düzenlenen tutanaklara dayanılarak kurulmuştur. O dönem düzenlenen polis tutanakları avukat eşliğinde alınmamış, ifadeler gerçekteki beyanlarımdan çok polislerin kendi anlayışları doğrultusunda tutanağa geçirilmiştir. Bu tutanakların usule uygun tutulmadığını, çelişkiler ve tutarsızlıklar içerdiğini düşünüyorum. 2026 yılının Haziran ayında Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesi’ne yargılamanın yenilenmesi için başvuruda bulundum. Ancak savcının dosyamı yeniden değerlendirme sürecinde herhangi bir derinlemesine araştırma yapmadan, yeni delilleri incelemeden ve olayın koşullarını yeniden ele almadan, doğrudan yıllar önceki tutanak ve ifadelere dayanarak talebimi reddettiğini öğrendim. Yargılamanın yenilenmesi gibi hayati önemde bir talebin, usule aykırı olduğunu düşündüğüm eski kayıtlara dayanılarak ve ek bir inceleme yapılmadan reddedilmesini hakkaniyete ve adil yargılanma ilkesine aykırı buluyorum. Hem 2015 yılında Alaca Sulh Ceza Hakimliği’nde alınan ifade tutanaklarındaki usulsüzlük ve tutarsızlıkların, hem de Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılamanın yenilenmesi talebimin yüzeysel bir inceleme ile reddedilmesinin ilgili mercilerce yeniden ve titizlikle gözden geçirilmesini talep ediyorum. Yargılamanın yenilenmesi başvurumun ciddiyetle ele alınmasını, delillerin ve önceki tutanakların ayrıntılı ve tarafsız biçimde yeniden değerlendirilmesini ve yeniden yargılama talebimin kabul edilmesini istiyorum. Yaşadığım mağduriyetin giderilmesi, adil yargılanma hakkımın sağlanması ve sürecin hukuk devleti ilkelerine uygun şekilde yürütülmesi için gerekli inceleme ve işlemlerin yapılmasını arz ediyorum.
Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmanın yenilenmesi talebimle ilgili yaşadığım süreci ve mağduriyetimi paylaşmak istiyorum. Hakkımda verilen mahkûmiyet kararı, ilk kez 2015 yılında Alaca Sulh Ceza Hakimliği’nde polis, savcı ve hakim karşısına çıktığımda, hiçbir hukuki bilgi ve tecrübem olmadan, düşünmeden verdiğim ifadelere ve polis tarafından düzenlenen tutanaklara dayanılarak kurulmuştur. Polis tutanağı avukat eşliğinde alınmamış, ifadeler kendi anlayışları doğrultusunda tutanaklara geçirilmiş ve bu tutanakların usule uygun tutulmadığını, çelişkiler ve tutarsızlıklar içerdiğini düşünüyorum. 2026 yılının altıncı ayında Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesi’ne yargılamanın yenilenmesi için başvuruda bulundum. Ancak savcının, dosyamı yeniden değerlendirme sürecinde herhangi bir derinlemesine araştırma, yeni delil incelemesi veya olayın koşullarını yeniden ele alma yoluna gitmeden, doğrudan eski tutanak ve ifadelere bakarak talebimi reddettiğini öğrendim. Yargılamanın yenilenmesi gibi hayati önemde bir talebin, sadece yıllar önce usule aykırı şekilde tutulduğunu düşündüğüm eski kayıtlara dayanılarak, hiçbir ek inceleme yapılmadan reddedilmesini hakkaniyete ve adil yargılanma ilkesine aykırı buluyorum. Hem Alaca Sulh Ceza Hakimliği’nde alınan ifade tutanaklarındaki usulsüzlük ve tutarsızlıkların, hem de Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılamanın yenilenmesi talebimin yüzeysel bir inceleme ile reddedilmesinin yeniden gözden geçirilmesini talep ediyorum. Yargılamanın yenilenmesi başvurumun ciddiyetle ele alınmasını, delillerin ve önceki tutanakların ayrıntılı ve tarafsız biçimde yeniden değerlendirilmesini ve yeniden yargılama talebimin kabul edilmesini istiyorum. Yaşadığım mağduriyetin giderilmesi ve adil bir yargılama sürecine kavuşmam için gerekli işlemlerin yapılmasını saygıyla talep ederim.
2015 yılının Nisan ayında, 23 Nisan’a yakın bir tarihte Çorum’un Alaca ilçesindeki çocuk parkında yaşanan bir olay nedeniyle hem Sami Şahin’den hem de olaya müdahil olan polis görevlilerinden şikayetçiyim. O dönem olayın psikolojisi altında kaldığım, hukuki bilgi ve tecrübem olmadığı ve kendimi gerektiği gibi savunamadığım için süreç tamamen aleyhime işlemiştir. Polisin olayı yanlış yansıttığını, benim ifademi tam ve doğru şekilde almadan, sorgu sual olmaksızın işlem yaptığını düşünüyorum. Olayla ilgili aşamada, polislerin tutanakları kendi yorumlarına göre düzenlediğini, mahkemede ise sanki benim ağzımdan olay yeri tanıklığı yapıyormuş gibi beyanda bulunduklarını, bunun da yargılamayı ciddi şekilde etkilediğini değerlendiriyorum. Bu süreç sonunda hakkımda 10 yıl hapis cezası verildi ve bu ceza onaylandı. Ben, hem Sami Şahin’in beni mağdur eden davranışları hem de polislerin tutum ve beyanları nedeniyle adil yargılanmadığımı, olayın gerçeğe uygun ve tarafsız bir şekilde ortaya konulmadığını düşünüyorum. Bu nedenle dosyamın yeniden ele alınmasını, hakkımda verilen cezanın dayandığı tutanak ve beyanların ciddiyetle incelenmesini, usulsüz veya gerçeği yansıtmayan kısımlar varsa bunların ortaya çıkarılmasını ve haksız olduğunu düşündüğüm bu kararın bozulmasını talep ediyorum. Mağduriyetimin giderilmesi, sürecin tüm yönleriyle tekrar değerlendirilmesi ve adil bir yargılama imkanına kavuşmam için gerekli inceleme ve işlemlerin yapılmasını saygıyla istiyorum.
Ever markasıyla yaşadığım olumsuz deneyimi paylaşmak istiyorum. Firmanın sunduğu ürün ve hizmetten memnun kalmadım ve süreç boyunca müşteriye karşı yeterince şeffaf ve özenli davranılmadığını düşünüyorum. Yaşanan sorunla ilgili olarak Ever’den beklentim, önce durumun ciddiyetle incelenmesi, ardından da mağduriyetimi giderecek açıklayıcı ve tatmin edici bir geri dönüş yapılmasıdır. Müşteri memnuniyetini önemseyen bir firma olarak, iletişim kanalları üzerinden benimle irtibata geçilmesini ve yaşanan bu sorunla ilgili çözüm üretilmesini talep ediyorum. Ever’den, aynı sorunların başka müşterilerin de başına gelmemesi için gerekli kontrolleri ve düzenlemeleri yapmasını, süreçlerini gözden geçirerek daha dikkatli ve özenli hizmet sunmasını bekliyorum.
Konu : Yargılanmanın Yenilenmesi Hakkım 2015 yılının Nisan ayında, 23 Nisan’a yakın bir tarihte Çorum’un Alaca ilçesindeki çocuk parkında yaşanan bir olay nedeniyle hem Sami Şahin’den hem de olaya müdahil olan polis görevlilerinden şikayetçiyim. O dönem olayın psikolojisi altında kaldığım, hukuki bilgi ve tecrübem olmadığı ve kendimi gerektiği gibi savunamadığım için süreç tamamen aleyhime işlemiştir. Polisin olayı yanlış yansıttığını, benim ifademi tam ve doğru şekilde almadan, sorgu sual olmaksızın işlem yaptığını düşünüyorum. Olayla ilgili aşamada, polislerin tutanakları kendi yorumlarına göre düzenlediğini, mahkemede ise sanki benim ağzımdan olay yeri tanıklığı yapıyormuş gibi beyanda bulunduklarını, bunun da yargılamayı ciddi şekilde etkilediğini değerlendiriyorum. Bu süreç sonunda hakkımda 10 yıl hapis cezası verildi ve bu ceza onaylandı. Ben, hem Sami Şahin’in beni mağdur eden davranışları hem de polislerin tutum ve beyanları nedeniyle adil yargılanmadığımı, olayın gerçeğe uygun ve tarafsız bir şekilde ortaya konulmadığını düşünüyorum. Bu nedenle dosyamın yeniden ele alınmasını, hakkımda verilen cezanın dayandığı tutanak ve beyanların ciddiyetle incelenmesini, usulsüz veya gerçeği yansıtmayan kısımlar varsa bunların ortaya çıkarılmasını ve haksız olduğunu düşündüğüm bu kararın bozulmasını talep ediyorum. Mağduriyetimin giderilmesi, sürecin tüm yönleriyle tekrar değerlendirilmesi ve adil bir yargılama imkanına kavuşmam için gerekli inceleme ve işlemlerin yapılmasını saygıyla istiyorum.
Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesince hakkımda verilen ve infazı tamamlanan mahkumiyet hükmüne ilişkin olarak, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun yargılamanın yenilenmesine dair hükümleri uyarınca dosyamın yeniden ele alınmasını talep ediyorum. 17 Nisan 2015 tarihinde Çorum ili Alaca ilçesindeki herkese açık çocuk parkında gerçekleşen olay sonrasında, olayın hemen akabinde gözaltına alınıp tutuklandım. Soruşturma aşamasında yaşadığım psikolojik baskı, hukuki bilgi ve tecrübemin bulunmaması nedeniyle kendimi yeterince ifade edemedim ve sürece etkin katılamadım. Bu nedenle soruşturma ve kovuşturma sürecinin başından itibaren aleyhime işlemekte olduğunu düşünüyorum. Olayla ilgili olarak, Alaca’daki polisler tarafından düzenlenen tutanakların gerçeğe aykırı şekilde ve kendi yorumlarına göre tutulduğunu, beyanlarımın tam, eksiksiz ve doğru şekilde alınmadığını değerlendiriyorum. Mahkeme aşamasında ise, olay yerinde bulunan üç polisin, sanki tarafsız tanık gibi, fakat gerçeği yansıtmayan anlatımlarla aleyhime beyanda bulunduklarını, hakkımda herhangi bir somut delil, maddi bulgu ya da bağımsız bir tanık olmadığı halde bu polis beyanları ve tutanakları esas alınarak kanaatle mahkumiyet kararı verildiğini düşünüyorum. Elde edilmesi mümkün olabilecek başkaca deliller toplanmadan, gerçeği yansıtmayan tutanak ve beyanlara üstünlük tanınması, savunmamın etkin bir şekilde alınmaması ve aleyhime olan yorumun tercih edilmesi nedeniyle, adil yargılanma hakkımın ihlal edildiğine inanıyorum. Bu nedenle hakkımda verilen mahkumiyet kararının dayandığı polis tutanakları ve beyanların gerçeğe uygunluk yönünden yeniden ve ciddiyetle incelenmesini, usulsüz veya maddi gerçeği yansıtmayan kısımlar varsa ortaya çıkarılmasını talep ediyorum. İnfazı tamamlanmış olsa da, bu mahkumiyet kararı nedeniyle adli sicil kaydım yüzünden iş başvurularım reddedilmekte, ayrımcılığa maruz kalmakta ve sosyal hayatta önemli mağduriyetler yaşamaya devam etmekteyim. Haksız olduğunu düşündüğüm bu mahkumiyetin, yaşamım üzerinde süregelen ağır sonuçları bulunmaktadır. Açıklanan nedenlerle, adaletin tam olarak sağlanabilmesi, maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi ve adil yargılanma hakkımın temini amacıyla, dosyamın yargılamanın yenilenmesi yoluyla yeniden ele alınmasını, mahkumiyet hükmünün dayandığı delillerin ve beyanların gözden geçirilerek hukuka aykırı yönler tespit edilirse kararın bozulmasını ve mağduriyetimin giderilmesini saygılarımla talep ederim. Ek: İlgili mahkeme kararı ve tutanak örnekleri


