İstanbul Esenyurt'ta Okul Önünde Silahlı Saldırı: Güvenlik Krizi
Türkiye genelinde son dönemde okulların içinde ve çevresinde yaşanan bıçaklanma, silahlı saldırı ve benzeri şiddet olayları nedeniyle büyük bir öfke ve endişe yaşıyorum. Özellikle İstanbul Esenyurt’ta, bir okulun önünde motosikletle gelen bir kişinin elinde silahla çocuklara doğrulttuğuna yakınım bizzat şahit oldu. Her gün haberlerde okul saldırılarını izlerken, bu olayın yakınımın gözleri önünde yaşanmış olması, çocuklarımızın can güvenliğinin fiilen kaderine terk edildiğini gösteriyor.
Okullarda güvenlik önlemlerinin son derece yetersiz olduğunu düşünüyorum. Sadece kapıya birkaç görevli koymakla ya da arada bir devriye gezdirmekle bu sorun çözülemez. Öğrenciler forma giydiği için ellerinde ya da çantalarında ne olduğu dışarıdan belli olmuyor ve bu koşullarda her gün çocuklarımızı okula gönderirken içimizde “Bugün bir şey olacak mı? ” korkusuyla yaşıyoruz. Çocukların sessizce ölmesinden, bir saldırı olduğunda sadece “üzüntüyle karşılıyoruz” açıklamaları yapmaktan daha ağır ne olabilir?
Milli Eğitim Bakanlığı’ndan, bu tabloya sadece uzaktan bakan bir kurum olmak yerine derhal ve somut adımlar atan, hesap verebilir bir otorite olmasını bekliyorum. Türkiye’deki tüm okullarda giriş çıkışların sıkı şekilde kontrol edilmesini, üst araması ve çanta kontrolünün sistemli biçimde yapılmasını, turnike veya benzeri güvenlik sistemlerinin zorunlu hale getirilmesini ve okul çevrelerinin kamera sistemleriyle kesintisiz izlenmesini talep ediyorum. Özellikle riskli bölgelerde okul önlerinde sürekli polis ve güvenlik görevlisi bulundurulması artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Çocuklarımızın okula giderken can güvenliğinin bile sağlanamadığı bir ülkede sağlıklı eğitimden söz edilemez. Talebim, okul güvenliği konusunda kağıt üzerinde değil, sahada hissedilen, kalıcı ve denetlenen bir sistem kurulması ve çocuklarımızın hayatının hiçbir gerekçeyle riske atılmamasıdır.
















