29 Aralık’ta Instagram’da Ege Ovası sayfasını gördüm, ardından Şikayetvar’daki yorumlara ve bu sayfayla ilgili paylaşılan şikayetlere de göz attım. Instagram üzerinden yaprak almak için Ege Ovası ile DM’den iletişime geçtim ve sipariş oluşturdum.
Siparişi verdikten sonra, tüketici olarak en doğal hakkım olan araştırmayı yapıp Şikayetvar’da yer alan çok sayıdaki yorumu inceledim. Instagram’da sergilenen ürünlerle müşterilere giden ürünlerin örtüşmediğine dair tekrar eden şikayetler dikkatimi çekti. Bunun üzerine, tamamen iyi niyetle bu yorumları satıcıya ilettim ve ürün kalitesi konusunda daha net, güven verici bir açıklama beklediğimi belirttim.
Beklentim; ürününe güvenen bir satıcının kaliteyi belgeyle, iade garantisiyle ya da en azından tutarlı ve ikna edici bir dille açıklamasıydı. Ancak buna karşılık olarak “oraya herkes istediğini yazar”, “rakiplerimiz çok”, “avukata verdim ama sonuçlanmıyor” gibi soyut ve savunmacı ifadelerle karşılaştım. Herhangi bir hakaret, suçlama ya da iade talebim olmamasına rağmen, sadece soru sorduğum ve yorumları paylaştığım için siparişimin tek taraflı olarak iptal edilmesi bende ciddi bir güvensizlik duygusu oluşturdu.
Ticarette güvenin sözle değil, şeffaflıkla, tutarlılıkla ve müşterinin sorularına verilen sakin, açıklayıcı cevaplarla inşa edilmesi gerektiğine inanıyorum. Ürüne gerçekten güveniliyorsa, eleştirel sorulardan rahatsız olunmaması, aksine bunların birer fırsat olarak görülmesi gerekir. Burada ise sorular soran ve bilgi almaya çalışan bir tüketici olarak dışlanmış ve ciddiye alınmamış hissettim.
Bu yazdıklarım kimseyi karalamak için değil, tamamen kendi yaşadığım deneyimi paylaşmak içindir. Güven duygusu oluşmadığı noktada, ürünün ne kadar “iyi” olduğuna dair sözler maalesef yeterince ikna edici olmuyor.
Yorumlar