Müftülük Kız Kur’an Kursunda Hayız Öğrencisine Zorla Okutma Ve Psikolojik Baskı
Adana ili Ceyhan ilçesindeki Müftülük Kız Kur’an Kursu’na yaklaşık 6 aydır devam eden yeğenim, özel durumu olan hayız hâlini kurs öğreticisine bildirmesine rağmen, Kur’an-ı Kerim okuyamayacağını ifade ettiği bu dönemlerde Hafızlık b sınıfı hocası D**** Hanım tarafından fiziksel veya psikolojik baskı ile okumaya zorlanmıştır. Yeğenim derslerinde son derece başarılı olmasına rağmen, bu süreçte maruz kaldığı baskı sebebiyle psikolojik olarak olumsuz etkilenmiştir.
Ayrıca yeğenim hayız halinde okuyamadığı günlerden sonra tekrar temizlendiğinde, aynı öğretici tarafından bu süreleri telafi etmesi için günlük iki ders olarak okutulmaya zorlandığını, bu nedenle hem fiziksel hem psikolojik olarak daha fazla yıprandığını ifade etmektedir. Bu uygulamanın, yaşadığı özel durumu adeta bir cezaya dönüşürdüğü kanaatindeyim.
Kişinin dini hassasiyetlerine, vicdan hürriyetine ve temel haklarına aykırı olan bu zorlayıcı tutum nedeniyle, gerek yeğenimin gerekse aynı durumda olabilecek diğer öğrencilerin ruhen yıprandığını ve rahatsız olduklarını düşünüyorum. Bu durumla ilgili olarak daha önce kurs yöneticisi/idarecisi İ***** Hoca Hanım’a da şikayetimizi iletmemize rağmen, yaşanan sorunun devam ettiğini gözlemlemekteyiz.
Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan, Adana Ceyhan Müftülük Kız Kur’an Kursu’nda görevli Hafızlık b sınıfı hocası D**** Hanım hakkında gerekli inceleme ve soruşturmanın yapılmasını, yeğenimin yaşadığı mağduriyetin giderilmesini ve benzer baskıların önüne geçilmesi için gerekli tedbirlerin alınmasını talep ediyorum.
Gelişme
Adana ili Ceyhan ilçesinde bulunan Adana Ceyhan Müftülüğü’ne bağlı Kız Kur’an Kursu’nda eğitim görmekte olan kızım Rümeysa Konuk, 2026 yılı içinde kurs eğitmeni Dilek isimli kişi tarafından sistematik psikolojik baskı ve yıldırmaya maruz bırakılmıştır. Kızım hafızlık sürecinin sonlarına yaklaşmış, dini eğitimine severek devam eden bir öğrenciyken, yaşanan bu süreç onu derinden üzmüş ve hafızlığını tamamlayamama ihtimali nedeniyle büyük bir hayal kırıklığına sürüklemiştir.
Söz konusu eğitmen hakkında daha önce tamamen haklı gerekçelere dayanan bir uyarı ve şikayette bulunmuştuk. Bu ilk şikayetin ardından ilgili öğretici, görev bilincini ve profesyonel yaklaşımını bir kenara bırakarak kızım üzerinden kişisel bir husumet geliştirmiş ve tutumunu belirgin şekilde sertleştirmiştir. Bu süreçte hazırlanan şikayet metnini sınıf ortamında diğer öğrencilerin önünde sesli bir şekilde okuyarak kızımı rencide etmiş, arkadaşlarının önünde onu hedef haline getirmiş ve ortamı psikolojik açıdan yıpratıcı bir hale getirmiştir.
Eşim, yani kızımın babası, bu baskıların son bulması için öğretici ile bizzat görüşmüş ve kızımıza yönelik bu olumsuz tavrın düzeltilmesini talep etmiştir. Ancak bu özel ve baş başa yapılan aile görüşmesi dahi öğretici tarafından çarpıtılarak sınıfta öğrencilerin önünde tek tek anlatılmış, böylece kızım hem mahrem bir aile görüşmesinin ifşasıyla hem de artan psikolojik baskıyla karşı karşıya bırakılmıştır.
İlgili eğitmen, pedagojik ve mesleki etikle bağdaşmayan bu tavrını sürdürerek kızımın yüzüne karşı doğrudan “beğenmiyorsan kurstan ayrılabileceğini” söylemiş, koruyucu ve rehberlik edici bir yaklaşım sergilemek yerine dışlayıcı ve umursamaz bir tavır takınmıştır. Kızım bu baskılara daha fazla dayanamayarak eşyalarını toplayıp kursu bırakmak zorunda kalmış, ben de bir anne olarak bu haksız ve yıpratıcı süreç sebebiyle kızımı kurstan geri çekme kararı almak durumunda kalmış bulunmaktayım.
Bu süreçte, daha önce benzer gerekçelerle kızlarını aynı kurstan almak zorunda kalan bazı veliler yaşananlara bizzat tanık olduklarını ve geçmişte benzer mağduriyetler yaşadıkları için şikayetime destek olacaklarını ifade etmişlerdir. Onların anlattıkları da bu sorunun kişisel bir anlaşmazlık değil, ciddi ve süreklilik gösteren bir tutum ve yaklaşım problemi olduğunu ortaya koymaktadır.
Tüm bu nedenlerle, kızım Rümeysa Konuk’a yönelik olarak sistematik baskı uygulayan, onu sınıf ortamında hedef gösteren, aile görüşmesini öğrencilerin önünde anlatarak mahremiyeti hiçe sayan ve “beğenmiyorsan ayrıl” diyerek öğrencisini dışlayan kurs eğitmeni Dilek hakkında gerekli idari ve disiplin soruşturmasının ivedilikle başlatılmasını talep ediyorum. Benzer mağduriyetlerin tekrar yaşanmaması için Adana Ceyhan Müftülüğü’nden söz konusu öğretici hakkında gereken işlemlerin yapılmasını ve öğrencilerin psikolojik şiddetten uzak, güvenli ve destekleyici bir eğitim ortamında öğrenim görmelerinin sağlanmasını istiyorum.
Ben Filiz Konuk olarak, kızım Rümeysa Konuk’un yaşadığı bu ağır psikolojik baskı sürecinin ciddiyetle ele alınmasını, sorumlular hakkında gerekli tedbirlerin alınmasını ve süreçle ilgili tarafıma bilgilendirme yapılmasını istiyorum.
Belirttiğim fiziksel tamamen yanlış anlaşılmadır fiziksel bir baskısı olmamıştır tamamen psikolojik
Diyanet İşleri Başkanlığı’na daha önce yeğenimin hocasıyla ilgili bir şikayette bulundum. Şikayetimin konusu, yeğenimin özel günlerinde olmasına rağmen Kur’an okutulmaya zorlanması ve bu nedenle psikolojik olarak yıpranmasıydı. Bu durumun dini kurallara da, çocukların psikolojik durumuna da uygun olmadığını düşündüğüm için konunun incelenmesini talep ettim. Ancak yaptığım bu başvuru sistemde “kullanıcı tarafından sonuçlandı” olarak görünmesine rağmen bana hiçbir şekilde geri dönüş yapılmadı, ne yazılı ne de sözlü bir cevap aldım. Ben herhangi bir onay vermediğim ve cevap almadığım halde başvurumun böyle görünmesi hem beni hem de ailemi rahatsız etti. Hem yeğenimin yaşadığı bu durumun dini ve pedagojik açıdan detaylı şekilde incelenmesini, hem de yaptığım şikayetle ilgili tarafıma açık ve net bir yanıt verilmesini talep ediyorum. Başvurumun gerçekten değerlendirilmesini ve sonucunun bana bildirilmesini istiyorum.
Adana ili Ceyhan ilçesinde, Adana Ceyhan Müftülüğü’ne bağlı Kız Kur’an Kursu’nda eğitim görmekte olan kızım R** K**, 2026 yılı içerisinde kurs eğitmeni D** hanım tarafından sistematik psikolojik baskı ve yıldırmaya maruz kalmıştır. Hafızlık sürecinin sonlarına yaklaşmış, dini eğitimine severek devam eden bir öğrenciyken, yaşanan bu süreç nedeniyle hem derinden üzülmüş hem de hafızlığını tamamlayamama ihtimaliyle büyük bir hayal kırıklığı yaşamıştır. Söz konusu eğitmen hakkında daha önce tamamen haklı gerekçelere dayanan bir uyarı ve şikayette bulunmuştuk. Bu ilk şikayetin ardından ilgili öğretici, görev bilincini ve profesyonel yaklaşımını bir kenara bırakarak kızım üzerinden kişisel bir husumet geliştirmiş ve kızımıza karşı tutumunu belirgin şekilde sertleştirmiştir. Bu süreçte hazırlanan şikayet metnini sınıf ortamında, diğer öğrencilerin önünde sesli bir şekilde okuyarak kızımı rencide etmiş, arkadaşlarının önünde onu hedef haline getirmiş ve ortamı psikolojik açıdan yıpratıcı bir hale getirmiştir. Eşim, yani çocuğumuzun babası, yaşanan bu baskıların son bulması için öğretici ile bizzat görüşmüş ve kızımıza yönelik bu tutumun düzeltilmesini talep etmiştir. Ancak bu özel ve baş başa yapılan görüşme bile öğretici tarafından çarpıtılarak sınıfta öğrencilerin önünde tek tek anlatılmış, böylece kızım hem mahrem bir aile görüşmesinin ifşa edilmesi hem de artan bir psikolojik baskı ile karşı karşıya bırakılmıştır. İlgili eğitmen, pedagojik ilkelere ve mesleki etik kurallara aykırı bu tavrını sürdürerek kızımın yüzüne karşı doğrudan “beğenmiyorsan kurstan ayrılabileceğini” söylemiş, koruyucu, kapsayıcı ve rehberlik edici bir yaklaşım sergilemek yerine dışlayıcı ve umursamaz bir tavır takınmıştır. Kızım bu baskılara daha fazla dayanamayarak eşyalarını toplayıp kursu bırakmak zorunda kalmış, ben de bir anne olarak bu haksız ve yıpratıcı süreç sebebiyle kızımı kurstan geri çekme kararı almak zorunda kalmış bulunmaktayım. Bu süreçte daha önce benzer gerekçelerle kızlarını aynı kurstan almak zorunda kalan bazı veliler, yaşananlara bizzat tanık olduklarını ve geçmişte benzer mağduriyetler yaşadıklarını belirterek şikayetime destek olacaklarını ifade etmişlerdir. Onların anlattıkları da bu sorunun bireysel bir anlaşmazlık değil, ciddi bir tutum ve yaklaşım sorunu olduğunu göstermektedir. Tüm bu nedenlerle, kızım R** K**’a yönelik olarak sistematik baskı uygulayan, onu sınıf ortamında hedef gösteren, aile görüşmesini öğrencilerin önünde anlatarak mahremiyeti hiçe sayan ve “beğenmiyorsan ayrıl” diyerek öğrencisini dışlayan Adana Ceyhan Müftülüğü’ne bağlı Kız Kur’an Kursu öğreticisi D** hanım hakkında, Diyanet İşleri Başkanlığı ve ilgili müftülük tarafından gerekli idari ve disiplin soruşturmasının ivedilikle başlatılmasını talep ediyorum. Benzer mağduriyetlerin tekrar yaşanmaması için, söz konusu öğretici hakkında gereken işlemlerin yapılmasını ve öğrencilerin psikolojik şiddetten uzak, güvenli ve destekleyici bir eğitim ortamında öğrenim görmelerinin sağlanmasını istiyorum. Ben Filiz Konuk olarak, kızım R** Konuk’un yaşadığı bu ağır psikolojik baskı sürecinin ciddiyetle ele alınmasını, sorumlular hakkında gerekli tedbirlerin alınmasını ve süreçle ilgili tarafıma bilgilendirme yapılmasını saygıyla talep ediyorum.














