Kentsel Dönüşümde Proje Ve Plan Belirsizliği Nedeniyle Sözleşme İmzalama Şikayeti
İstanbul Bakırköy’de kentsel dönüşüm sürecinde yaşadığımız sorunlar nedeniyle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan şikayetçiyim. Kentsel dönüşümde ciddi bir kural ve denetim eksikliği olduğunu, sistemin adeta müteahhitlerin insafına bırakıldığını ve kentsel dönüşümün kâr odaklı bir dönüşüm haline geldiğini düşünüyorum.
2025 Kasım ayından bu zamana kadar, hiçbir doğru düzgün proje çizimi ve net plan gösterilmeden daire sahipleri olarak bizlere sözleşme imzalatılmaya çalışılıyor. Proje ortada yokken, ne yapılacağı belli değilken insanları noterden sözleşmeye zorlamak sağlıklı ve adil bir yaklaşım değil. Müteahhitlerin bir kısmının kendi sermayesi belli değil, finansmanı ve arkasındaki para kaynağı şeffaf değil, buna rağmen onlarca, yüzlerce dairelik işlere girişebiliyorlar.
Bizim süreçte de metrekarelerle oynanmak istendi. Giriş daireleri yaklaşık 20 m² büyütülürken, bizim bağımsız bölümlerimizin metrekarelerinin küçültüleceği söyleniyor ve bu değişiklik üzerinden cüzi rakamlar teklif edilerek bazı maliklerin “yanlarına çekilmeye” çalışıldığı ifade ediliyor. Biz SPK lisanslı bir değerleme firmasına değerleme yaptırdık ve bunu ortaya koyduğumuzda bile bu değerlemeyi dikkate almadan, insanları ikna etmeye ve yönlendirmeye devam ediyorlar. Diğer projelerde de müteahhitlerin sık sık sözleşme dışında para talep ettiği, ödemeler yapılmayınca inşaatı durdurduğu, kira ödemek zorunda kalan daire sahiplerinin mecbur bırakılarak fazladan para verdiği bilinen bir durum. Etrafımızda hukukçu, avukat olan kişiler bile müteahhidin baskısı ve mecburiyetler nedeniyle ek para ödemek zorunda kaldıklarını söylüyor.
Ben bu tablo karşısında asıl sorumluluğun Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nda olduğunu düşünüyorum. Kurallar net olmadığı, çerçeve kesin çizilmediği için hem biz hem de İstanbul’un hemen her ilçesinde binlerce kentsel dönüşüm mağduru ortaya çıkıyor. Öz sermayesi olmayan, vergi borcu olan, arkasındaki finans kaynağı şeffaf olmayan firmalara bu büyüklükte inşaat yaptırılmaması gerektiğine inanıyorum.
Bakanlıktan somut olarak talebim; kentsel dönüşümde proje ortaya çıkmadan, ne yapılacağı netleşmeden, planlar ve metrekareler belli olmadan hiçbir şekilde noterden sözleşme imzalatılmasına izin verilmemesidir. Sözleşme dışında para talep eden müteahhitlere, bakanlığa şikayet edildiğinde ciddi yaptırımlar ve para cezaları uygulanmasını, bu süreçte mağdur edilen daire sahiplerinin kira bedellerinin bu firmalara karşılatılmasını ve inşaatların bitiş süresinin sözleşmede net, bağlayıcı ve denetime açık biçimde yer almasını istiyorum. Bu süreye uyulmaması halinde ağır yaptırımlar getirilmesini, mahkemelerde yıllarca sürünmek zorunda kalmadan idari olarak korunmayı talep ediyorum.
Şehircilik ve Çevre Bakanlığı yetkililerine sesleniyorum: lütfen kentsel dönüşümü kâr odaklı bir dönüşüm haline getirmeyin. Net ve vatandaşın hakkını koruyan kurallar koyun, denetimi artırın ve müteahhitlerin vatandaşı mağdur ettiği her durumda hızla devreye girin.
Gelişme
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na, özellikle İstanbul Bakırköy Kartaltepe ve Osmaniye mahallelerinde yürütülen kentsel dönüşüm sürecinde yaşanan ciddi bir aksaklığı iletmek istiyorum. 2026 yılı başlarından itibaren, 65 yaş ve üzeri kişilere sağlık raporu alınmadan, noterler huzurunda müteahhitlerle sözleşme imzalatıldığını görüyoruz.
Normalde 65 yaş üstü kişiler için, resmi işlemlerde imza atarken sağlık durumunun uygunluğunu gösteren bir rapor istenmesi gerekirken, burada sanki noterler hastane veya doktor gibi davranarak imza almaktadır. Bu kişilerin Alzheimer, unutkanlık veya başka nörolojik hastalıklarının olup olmadığı kontrol edilmeden, hiçbir sağlık raporu talep edilmeden sözleşmelere imza attırılması büyük bir hak kaybı riski doğurmaktadır.
Bakanlığın bu süreçlerde herhangi bir denetim ve kontrol yapmaması, noterlerin de kendi sınırlarını aşarak adeta doktor yetkisi varmış gibi davranması kabul edilemez bir durum yaratmaktadır. Kentsel dönüşüm gibi insanların yaşamlarını doğrudan etkileyen bir alanda, özellikle 65 ve 70 yaş üzeri vatandaşların korunması gerekirken, tam tersine en zayıf noktalarından yararlanılabilecek bir zemin oluşmaktadır.
Bu nedenle, kentsel dönüşüm kapsamında 65 yaş ve üzeri kişilerle yapılacak tüm sözleşmelerde sağlık raporu olmadan hiçbir şekilde imza alınmamasının zorunlu hale getirilmesini, noterlerin bu konuda net ve sıkı şekilde denetlenmesini ve her kurumun kendi asli işini doğru biçimde yapıp sorumluluğunu üstlenmesini talep ediyorum. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın bu konuda acilen düzenleme ve denetim mekanizmalarını devreye sokmasını, yaşlı ve kırılgan durumdaki vatandaşların haklarının korunmasını istiyorum.
Müteahhitlik firmasının bir avukatı var neredeyse bütün avukatlar tanıyor Zeytinburnu'nda satış sözleşmeleri ile insanları kandırdıkları için bir de üstüne dayak yemiş hastanelik etmişler ama gel gör ki kentsel dönüşüm işi ile ilgilenen devlet kurumları insanların evlerini kentsel dönüşüme verirken hiçbir kontrolü yok işte bizleri kimlerin eline bıraktıkları nasıl hale düşürdükleri belli ; ayrıca imzaladıktan sonra hiçbir hukuksal hak iddia edemiyorsunuzdur kişiler 300-400 adet konut inşa etmek için sözleşmeler yapıyorlar sermayesi var mı? Devlete vergi borcu var mı? Bugüne kadar kaç adet konut yaptığı bile olmayan bu firmalara bizleri mahkum ediyorlar burada 1. Derece Çevre ve Şehircilik Bakanlığı sorumlu ondan sonra Marmara kentsel dönüşüm merkezi denilen yer ama ne işe yaradığı meçhul yer sonra belediyeler ;belediyelerde biz projeyi getirirler sorun yoksa imzalarız ruhsat verip hiçbir sorumluluk almayan bu kurumlara gerek var mı bizlerin hakları yerine müteahhitlerin haklarını koruma'dan başka hiçbir işe yaramıyorlar, zor durumdaki daire sahipleri hem daireleri küçülüyor hem anlaşmaya uymayanların üstüne para istemeleri hep sorun var ama kuralları düzenlemeyen çevre şehircilik bakanlığının umurumda bile değil














