Oğlumuz Oddy’yi 7 yaşında kaybettik. Oddy bizim için sadece bir evcil hayvan değildi, evimizin dördüncü üyesi ve küçük oğlumuzdu. Ben oğlumu hep aynı veterinere, Eskişehir’deki Vetplus Veteriner Kliniği’ne götürdüm. Yıllarca oğlumda gördüğüm belirtileri dile getirdim; havlarken öksürmesi, mama yerken ya da nefes alırken bazen tıkanması gibi sorunları her defasında söyledim. Bu belirtilerin neye işaret ettiğini bilemezdim, sadece “kalp ya da akciğerden olabilir mi? ” diye sordum ve her götürdüğümde kontrol edilmesini istedim. Veteriner ise sadece “kalbi biraz büyük” diyerek bunu hiçbir zaman ciddi bir sorun olarak bize belirtmedi, bizi bir kardiyoloğa yönlendirmedi ve ciddi bir kalp tedavisi başlatmadı, sadece takviye verdi.
Salı akşamı ani başlayan iştahsızlık, su içmeme ve idrara çıkamama nedeniyle çarşamba sabah oğlumu yine güvendiğim bu kliniğe götürdüm. Serum verildi, röntgen çekildi ve tahliller yapıldı. Ancak yapılan tahlil sonuçları kalp ile ilişkilendirilip bize yönelik herhangi bir ciddi uyarı yapılmadı; “ocak ayı ile aynı kalp röntgeni” denilerek durum adeta geçiştirildi. Perşembe günü oğlum kanlı koyu ishal yapmasına rağmen bununla ilgili de ciddi bir uyarıda bulunulmadı. Akşam 21.30 civarı attığım fotoğraf ve mesaja ise ancak sabah cevap verildi ve bana sadece “kaka yapması rahatlatmıştır, prebiyotik veririm” denildi. Üç gün boyunca serum ve antibiyotik dışında kalp ile ilgili hiçbir ciddi müdahale yapılmadı, başka bir merkeze sevk edilmedi.
Ancak cuma günü oğlumu koma halindeyken bize teslim edip başka bir yere yönlendirdiler. Bu yönlendirmenin çok geç yapıldığını, kliniğin üç gün boyunca gerekli müdahaleleri zamanında yapmadığını ve sevk kararının gecikmesi nedeniyle can kaybı yaşandığını düşünüyorum. Komada olduğunu bildiğini düşündüğüm oğlumu bana teslim ederken sadece “her şeye hazırlıklı olun” dendi. Oysa daha öncesinde üç gün boyunca durumun ciddiyeti hiç dile getirilmedi ve oğluma ciddi bir kalp tedavisi uygulandığına dair de bize hiçbir bilgi verilmedi.
Daha sonra araştırdığımda, ilk gün yapılan tahlillerin aslında kalp yönünden daha ileri tetkik yapılmasını gerektirdiğini öğrendim. Bu tetkikler ancak koma halinde yönlendirildiğimiz yerde, artık çok geç kalındığında yapılabildi. Tüm bu yaşananlardan daha da acı olan ise, köpeğimi 7 yıl boyunca düzenli olarak aynı kliniğe götürmüş olmama rağmen, kalple ilgili hiçbir ciddi uyarı yapılmaması ve herhangi bir koruyucu ya da tedavi edici kalp sürecinin başlatılmamış olmasıdır. Yıllarca güvendiğim bir klinikten, böyle hayati bir konuda en ufak bir yönlendirme ya da önlem görmemek, ardından da bu şekilde bir kayıp yaşamak benim için tarif edilemez bir hayal kırıklığıdır.
Bu ihmalin sonucunda köpeğim bir saat içinde hayatını kaybetti ve epikriz raporunda “konjesif kalp yetmezliği ve buna ilişkin sekonder komplikasyonlar sonucunda ex olduğu” yazıyor. Oğlumuzu 24 Nisan 2026’da toprağa verdik. Acımız ve yürek yangınımız dinmiyor. Yokluk, üzüntü, pişmanlık, öfke ve “keşke” ile geçen bir haftanın ardından, ömrümün sonuna kadar yaşayacağım bu keşkeler nedeniyle bu kliniğe hakkımı helal etmiyorum. Canım gittikten sonra, artık nasıl bir sorumluluk alırlarsa alsınlar bu kaybı telafi edemeyeceklerini biliyorum. Bu nedenle, en azından bu ihmalin ve süreç yönetimindeki eksikliklerin herkes tarafından bilinmesini, bu kliniği tercih edecek kişilerin karar verirken tüm bu yaşananları dikkate almasını istiyorum.
Yorumlar