Binbir hevesle çıktığımız tatil boğazımızda nasıl kaldı.
Otobüse biner binmez sorunlarımız başladı, bizim isteğimiz ve belirtmemiz üzerine ortalardan veya ön koltuklardan rezervasyon oluşturduk. Ama bir baktık ki en arkadayız, otobüs hareket etmeden önce bunu belirttik, "Siz oturun biz ayarlayacağız" dediler. Bekledik Karaman'a geldik, herkes yerine oturdu, bizim yerimiz ayarlanmadı. Bunu defalarca belirttik ama hep geçiştirildik. Bir de ne öğrendik, bizden sonra rezervasyon yaptıran kişiler bizden önde oturuyorlar. Bitti mi? Yok, hayır. Kendi oturduğum koltuk hem gıcırdıyordu hem de kırıktı, sürekli öne arkaya sallanıyordu. Bunu belirttiğimde bana "Önceki yolcu kırmıştır" dendi. Ben de "Tamir edin o zaman, ben bu şekilde yolculuk yapamam" dedim. Bana "Bizim yapacak bir şeyimiz yok" dendi. Ben de "Bari şu gıcırtıyı kesin" dedim. Yüzüme bakıp "Nasıl yapacağız? Yapabiliyorsun sen yap" dediler. Bu nasıl bir iletişim, ben anlamış değilim. Benzinlikteyiz, durmuş bekliyoruz. Benzinlikteyiz, yağ alıp yapabilirsiniz dedim, suratıma tuhaf tuhaf bakıyorlar, beni sürekli geçiştirmeye çalışıyorlar. Gece 23.00 sularında bindik otobüse, ben de uzun yolculuk yapmıştım. Balıkesir'den arkadaşlarımla Konya'da buluşup binmişim otobüse, hiçbir şekilde anlayış göstermediler. Durumu belirttiğim halde. 48 saate ulaşıyordu uykusuzluğum, Urfa'ya vardığımızda sıra gecesine katılamadım, yemeği de orada yediler, ben aç kaldım. Gidemedim sıra gecesine, bisküvi yedim otelde. Yol boyu zaten mahvolduk sıcaktan, sıcak dediğim havanın sıcak olması değil, en arkadayız motorun üstünde oturuyoruz. Klimayı açın diye sürekli ön tarafı arıyoruz, bir açıyorlar bir kapatıyorlar. Antep'e gidene kadar zaten piştik. Peki neden klimayı açıp kapatıyorlar? Ön taraftakiler üşümüş, kendi klima kapaklarını kapatmıyorlar düşünüp de biz arkada pişiyoruz. Zaten bizimle ilgilenen S.G. bizim şikayetlerimizden kaçmak için yanımıza hiç gelmiyordu. Sadece dinleyip bizi geçiştiriyordu. Bir duyuru olduğunda uzaktan söylüyordu. "Ben bunun telafisini yapacağım" deyip, "Yemek mi söyleyeyim, tatlı mı söyleyeyim" diye bana seçenek sundu. Ben de sadece koltuğumun düzeltilmesini istedim. Zaten tur boyunca sürekli bir şakalaşmaya çalıştı. Ben koltuk diyorum, o da "Sen beni niye sevmiyorsun" diyor. Geçiştirmenin boyutunu siz anlayın. Koltuk beni top gibi sektire sektire yolculuk yaptım, dayak yedim bildiğiniz. Koltuklar zaten 2000 yılından kalma, konforlu yolculuk falan hiç aramayın, otobüsün yanmadığına şükrediyorum.
Yorumlar