Fitamine Şubesinde Unutulan Yüzükler İçin Kamera Kayıtları Silindi
Fitamine Bahçelievler şubesine yaklaşık iki aydır düzenli olarak üye olarak gidiyorum. 16 veya 19 Ocak tarihinde salonda pırlanta iki adet yüzüğümü unuttuğumu fark ettim ve en azından emin olabilmek için kamera kayıtlarının incelenmesini talep ettim.
İlk görüştüğümde bana kameralara bakıp geri dönüş yapacaklarını söylediler. Daha sonra yoğun olduklarını, o gün bakamadıklarını, ertesi gün bakacaklarını belirterek birkaç gün boyunca beni bugün yarın diyerek oyaladılar. Üçüncü gün tekrar gittiğimde ise bu kez kamera kayıtlarının zaman aşımından dolayı silindiğini, 19 Ocak’a ait sadece çıkış görüntümün olduğunu, giriş kaydımın görünmediğini söylediler. Bu süreçte ne doğru düzgün bilgilendirildim ne de talebim zamanında ciddiye alındı.
Fitamine Bahçelievler şubesine 20+10 şeklinde paket alımıyla toplam 19.000 TL ödeyerek üye olmuş bir müşteri olarak, unutulan yüzüklerimle ilgili kamera kayıtlarına erişmek ve yüzüklerimin gerçekten orada olup olmadığını net olarak görmek istiyorum. Gecikme ve ihmal nedeniyle kayıtların silinmesine sebep olan süreç hakkında da açıklama yapılmasını ve mağduriyetimin giderilmesini talep ediyorum.
Fitamine Bahçelievler şubemiz ve şirketimizin kurumsal manevi şahsiyeti hakkında; Sayın Cansu hanım tarafından kamuya açık bir mecrada paylaşılan, maddi gerçeklikle bağdaşmayan, kendi içerisinde esaslı çelişkiler barındıran ve kurumumuzun ticari itibarını doğrudan hedef alan asılsız isnatlar karşısında; kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi ve yasal haklarımızın kayda geçirilmesi amacıyla işbu açıklamanın yapılması hukuki bir zorunluluk halini almıştır. Öncelikle ve önemle belirtmek gerekir ki; şikayet sahibi, söz konusu eşyaları hangi tarihte (16 Ocak mı yoksa 19 Ocak mı olduğu belirsizdir) ve tam olarak nerede (işletme içerisinde mi, dışında mı olduğu meçhuldür) kaybettiğine dair mutlak bir belirsizlik içerisindedir. Hukukun genel ilkeleri ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatları uyarınca; kurum yetkililerine usulüne uygun olarak teslim edilmeyen (vedia/emanet akdi kurulmayan), kişinin kendi egemenlik alanında ve zilyetliğinde bulunan eşyaların kaybından işletmemiz sorumlu tutulamaz. İlgili üyenin bizzat kendi beyanında geçen "yüzüklerin gerçekten orada olup olmadığını net olarak görmek istediği" şeklindeki ifadesi, eşyanın işletmemiz bünyesinde kaybedildiğine dair elinde somut hiçbir veri olmadığının açık ikrarıdır. Kendi zilyetliğindeki eşyaya sahip çıkma özenini göstermeyen, eşyasının akıbetinden dahi emin olmayan şikayet sahibinin; işbu "belirsizlik" halini kurumumuza "kusur" ve "ihmal" olarak yöneltmesi, Türk Medeni Kanunu’nun 2. Maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına açıkça aykırıdır. Diğer yandan, ilgili üyenin; kurumumuz tarafından "oyalandığına" dair beyanları tamamen gerçeğe aykırı, kötü niyetli ve yanıltıcıdır. Şirket kayıtlarımız, tutanaklarımız ve iletişim loglarımız üzerinde yapılan incelemede; üyenin iddia ettiği tarihlerde (16-19 Ocak) veya akabinde yapılmış herhangi bir sözlü ya da yazılı başvuru kaydına rastlanmamıştır. Şikayet sahibinin kurumumuza ilk başvurusu, olay tarihinden yaklaşık 13 gün sonra, 29 Ocak 2026 tarihinde gerçekleşmiştir. Hayatın olağan akışına aykırı olarak, kıymetli bir eşyasını kaybettiğini iddia eden bir kimsenin, anında resmi tutanak tutturmak yerine yaklaşık iki hafta sessiz kalıp, akabinde "beni oyaladılar" iddiasıyla kurumumuzu suçlaması, kendi gecikmesini ve kusurunu örtbas etme çabasından ibarettir. Dahası, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun "Veri Minimizasyonu" ilkesi ve ilgili veri saklama politikaları gereği; kurumumuz bünyesindeki güvenlik kamera sistemleri, periyodik ve otomatik veri silme (overwriting) döngüsüne tabi olarak işletilmektedir. Bu yasal ve teknik işleyiş gereği, kamera kayıtları süresiz olarak muhafaza edilmemekte; kapasite dolduğunda sistem en eski kaydı teknik olarak geri döndürülemez şekilde silerek üzerine yeni veri yazmaktadır. Dolayısıyla, şikayet sahibinin olaydan 13 gün sonra yaptığı geç başvuru neticesinde, talep ettiği tarih aralığındaki kayıtların teknik döngü sebebiyle erişilemez hale gelmesi, yasal ve zorunlu bir durumdur. Bu durumun kurumumuzca kasıtlı bir eylemmiş gibi "kayıtlar silindi" şeklinde lanse edilmesi, gerçeğin çarpıtılmasıdır. Sonuç olarak, somut hiçbir bilgi ve belgeye dayanmadan, salt kendi şüpheleri ve ihmali üzerinden kurumumuzu kamuoyu nezdinde "delil karartan", "kusurlu", "yalancı" ve "güvenilmez" bir işletme gibi göstermeye çalışan işbu beyanlar; ifade özgürlüğü sınırlarını aşarak suç teşkil eden ve kişilik haklarımıza saldırı niteliği taşıyan bir boyuta ulaşmıştır. Şikayet sahibinin, kurumumuza isnat ettiği bu asılsız fiiller ve kullandığı ifadeler: • Kurumumuza işlemediği bir suçu isnat etmesi sebebiyle Türk Ceza Kanunu’nun 267. Maddesinde düzenlenen "İftira", • Gerçekleşmemiş bir olayı adli makamları yanıltacak şekilde lanse etmesi sebebiyle Türk Ceza Kanunu’nun 271. Maddesinde düzenlenen "Suç Uydurma", • Kurumumuzun saygınlığını rencide edecek nitelikte somut fiil isnadında bulunması sebebiyle Türk Ceza Kanunu’nun 125. Maddesinde düzenlenen "Hakaret", • Ve kurumumuzun ticari itibarını zedeleyen asılsız beyanları sebebiyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. (Haksız Fiil) ve 58. (Kişilik Hakkının Zedelenmesi) maddeleri kapsamında tazminat sorumluluğunu doğurmaktadır. Kurumumuzun ticari itibarını ve kurumsal kişiliğini hedef alan, gerçeğe aykırı söz konusu paylaşım nedeniyle; şirketimizin uğradığı ve uğrayacağı her türlü maddi ve manevi zararın tazmini için yasal yollara başvurulacağını, Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde gerekli suç duyurularının yapılacağını ve hukuki sürecin ivedilikle başlatılacağını kamuoyunun ve ilgililerin bilgisine sunarız. Fitamine hukuk müşavirliği




