Kayıt İptali Sonrası Ücret İadesi Yapılmıyor Ve Süreç Uzatılıyor
2025–2026 eğitim yılı için İstanbul Özel Acıbadem İlk Karar Anaokulu’na (AİKA) kayıt yaptırdım. Zorunlu nedenlerle 03.09.2025 tarihinde imzalı kayıt iptal dilekçemi kurumun resmi hattı üzerinden WhatsApp ile ilettim. 05.09.2025 tarihinde e-Okul üzerinden nakil başvurusu yapılmasına rağmen, kurum 1,5 aydan uzun süredir süreci kasıtlı olarak bekletmekte, tarafıma bilgi vermemekte ve ücret iadesini gerçekleştirmemektedir.
Kayıt iptal sürecinde yazılı taleplerime cevap verilmemiş, okul müdüründen kurucu ortağına kadar birçok yetkiliyle telefon ve WhatsApp üzerinden iletişime geçmeme rağmen yalnızca sözlü olarak 'sistemlerinde yoğunluk olduğu ve sürecin devam ettiği' belirtilmiştir. Ayrıca, ödediğim materyal ücretinin hiçbir koşulda iade edilmeyeceği ya da karşılığında herhangi bir ürün teslim edilmeyeceği de sözlü olarak ifade edilmiştir. Noter kanalıyla ihtar göndermem sonrası ise bu kez sözleşme maddeleri öne sürülerek 'bize yapılmış bir başvuru bulunmamaktadır, kaydınız devam etmektedir' şeklinde yazılı bir mesaj iletilmiştir.
Sözleşmede 'yalnızca zorunlu nedenlerle ayrılma' ve 'materyal ücretinin iade edilmeyeceği' gibi hükümler yer almakta; ancak Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 56. maddesi, eğitim başlamadan önce yapılan kayıt iptallerinde yalnızca eğitim ücretinin %10’una kadar kesinti yapılabileceğini açıkça belirtmektedir. Bu oranın dışında herhangi bir bedelin (örneğin materyal veya kayıt ücreti adı altında) talep edilmesi mevzuata aykırıdır.
Kayıt iptal sürecindeki bu gecikme için kurumdan özür bekliyor, yalnızca eğitim ücreti üzerinden %10 yasal kesinti yapılarak kalan tutarın ve materyal ücretinin tarafıma eksiksiz iadesini talep ediyorum.
Şikayetime konu uyuşmazlık yargıya taşınmış ve karara bağlanmıştır. Tüketici Mahkemesi, talebimi büyük ölçüde kabul etmiştir. Karar, kurum tarafından üst mahkemeye taşınmış olup dosya halen incelenmektedir; karar kesinleşmemiştir. Bu süreçte belirtmek istediğim bir husus var: şikayete konu kurum bir franchise şubesidir. Genel merkezin ve marka sahibinin süreç boyunca sergilediği tutum ilgili ve iletişime açıktı; bu noktada haklarını teslim etmek gerekir. Ancak bir noktadan sonra bu ilgi, şube nezdinde somut bir sonuç doğurmadı. Genel merkezin şube üzerindeki yaptırım gücünün nerede başlayıp nerede bittiği belirsiz kaldığı için velinin tek başına çabaladığı bir süreç haline geldi. Marka altında hizmet alan bir veli için şube ile genel merkez ayrımının olmadığını savunuyorum. Bir markanın adını taşıyan her şubenin, o markanın standartlarını ve sorumluluğunu da taşıması beklenir. Aksi halde velinin elinde kalan tek yol, yaşadığım gibi, yargı süreci oluyor. Süreci sonuna kadar takip edecek ve şikayetimi güncellemeye devam edeceğim.



