Trakeostomili KOAH Hastasının Taburcu Sürecindeki İhmal Ve Saygısızlık
Babam KOAH ve Trakeostomi hastası, İstanbul Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi 1. Göğüs Polikliniği ve servisine üçüncü kez yatışı yapıldı. En son yoğun bakımda yaklaşık 2 ay kaldı, ardından serviste 1 hafta yattı. Serviste kaldığı süre boyunca hemşirelerin Trakeostomi ve bakım konusundaki bilgisizliği zaten bizi yeterince tedirgin ediyordu. Oksijen makinesiyle ilgili olarak bile, kendi cihazımızı evden getirmemiz istendi.
Babam yoğun bakımdayken psikiyatri ilacı yazılmış olmasına rağmen hastanede psikiyatri doktoru olmadığı, istifa ettiği ve ne zamandır doktor bulunmadığı bilgisine sonradan ulaştık. Buna rağmen bu ilacın yazılmış olması ve takibinin yapılmaması da bizim için ayrı bir soru işareti oluşturdu.
29.04.2026 tarihinde babamın 1 hafta sonunda taburcu olacağı söylendi. Evde kullanacağımız cihazların yeterliliğini biz kendimiz sorgulamak zorunda kaldık ve kendi imkanlarımızla cihaz temin ettik. Taburcu işlemleri bittikten sonra gelen ambulans ekipleri, babamın bu şekilde eve götürülmesinin hayati risk taşıdığını söyleyerek götürmek istemediler. Buna rağmen hastane hekimi hiçbir sorun olmayacağını söyleyip can güvenliğimizi hiçe sayar bir üslupla konuştu. Üçüncü ambulans ekibi de aynı endişeyi dile getirerek götüremeyeceklerini belirtti.
Bu süreçte Zeytinburnu 2. Kısım ambulans görevlileri, doktorların kendilerine bu konuda bir şey söylememeleri yönünde uyarıldıklarını ifade ettiler. 112 ekibi gerçekten can kurtarmak için orada olduklarını belirterek doktorla tartışmak zorunda kaldı. Biz de doktorlara ne yapmamız gerektiğini sorduğumuzda D**** G***** H********* isimli hekim, “Banane, 3 günlük hastaya bakmamak için burada mı tutmak istiyorsunuz? ” tarzında son derece kırıcı ve vicdansız ifadeler kullandı, yemin etmiş bir hekime yakışmayacak tavır ve davranışlarda bulundu. Ayrıca yanında bulunan erkek doktor da bana bir kadın ve hasta yakını olmama rağmen hiçbir hassasiyet göstermeden yüksek sesle bağırdı. Ambulans ekibi, babamın bu hastanede kalmasının da güvenli olmadığını söyledi ve biz adeta kovulur gibi hastaneden çıkarıldık.
Tüm bu yaşananların ardından eşim, durumu başhekimliğe iletmek için başhekimle görüştü. Ancak başhekimin, bize “serzenişte bulunuyorsunuz” anlamına gelen cümleler kurarak olayı ciddiye almaması, hiçbir çözüm üretmemesi ve ilgisiz davranması bizi daha da hayal kırıklığına uğrattı. Oysa hastanenin hal hatır ekibi daha önce kapımıza kadar gelip öneri ve şikayetleri almak istemişti; biz başımıza gelenleri anlattığımız için adeta suçlu konumuna düşürüldük. Doktorlar en ufak bir durumda hemen güvenlik çağırıp kendilerini koruma altına alırken, ağır durumdaki hastaların ve hasta yakınlarının haklarının ve güvenliğinin nasıl korunacağı konusunda hiçbir hassasiyet gösterilmemesi kabul edilebilir değildir.
Ağır, yoğun bakım görmüş, trakeostomili, KOAH hastası bir insana ve yakınlarına karşı bu kadar ilgisiz, saygısız ve riskli bir yaklaşımı kabul etmiyorum. Doktorların, hemşirelerin ve başhekimin tutumları, sevk ve taburcu sürecindeki ihmaller, psikiyatri hekimi olmadan ilaç yazılması gibi konuların acilen incelenmesini, ilgili kişiler hakkında gerekli idari işlemlerin yapılmasını, hasta ve hasta yakınlarının güvenliğini önceleyen net ve bağlayıcı bir prosedür oluşturulmasını ve benzer bir durumun başka hastaların başına gelmemesi için gerekli önlemlerin alınmasını talep ediyorum. Ayrıca Sağlık Bakanlığı’nın bu ve benzeri hastanelerdeki durumu gerçekçi şekilde görebilmek için sahaya gizli ya da bağımsız denetim ekipleri çıkararak vatandaşın bu kanayan yarasına kalıcı bir çözüm üretmesini istiyorum.
Henüz hiçbir dönüş ve çözüm alamadım, hastane çalışanlarının duyarsızlığı ve vicdansızlığı beni derinden hayal kırıklığına uğrattı.








