C**** T******** Okmeydanı Şehir Hastanesi’nde yaklaşık bir ay önce kardiyoloji yoğun bakım ünitesinde bir gün boyunca yattım. Taburcu olurken yedi adet ilaç yazıldı ve bir ay sonra kontrole gelmem gerektiği söylendi. Ben hipertansiyon hastasıyım, tanım resmi olarak konulmuş durumda, gerekli sağlık uygulamalarında da kayıtlıyım; ayrıca düzenli olarak tansiyon ilacı ve kalp ilacı kullanıyorum. Zaman zaman taşikardi ataklarım oluyor, nabzım çok yüksek atıyor ve bu durum da sağlık kayıtlarımda yer alıyor.
Kontrol günü olan 14.05.2026 tarihinde hastaneye gelirken yolda ayaklarımda aşırı uyuşma oldu. Hastane girişindeki güvenlik görevlisi durumumu görüp hasta karşılama birimine haber verdi, onlar da beni hastanenin içine kadar götürdüler.
Muayeneye girdiğimde kardiyoloji polikliniğinde görevli doktora yoğun bakımda yattığımı, epikriz raporumu ve iş göremezlik raporumu gösterdim. Taşikardi geçirdiğimi, nabzımın yüksek attığını, ayaklarımda da aşırı uyuşma olduğunu ve geceden beri karınca dolaşıyormuş gibi hissettiğimi özellikle belirttim. Buna rağmen doktor “kanında bir şey yok, iyisin, çok iyisin” diyerek beni geçiştirip savdı ve bana göre son derece yetersiz ve ilgisiz bir yaklaşım sergiledi.
Daha önce koroner yoğun bakımda yatan, hipertansiyon ve taşikardi tanısı olan, düzenli kalp ve tansiyon ilacı kullanan, ciddi risk taşıyan bir hasta olmama rağmen doktor, geçmişimi detaylı incelemeden bu şekilde geniş ve umursamaz cevaplar vermesi beni hem sağlık açısından endişelendirdi hem de psikolojik olarak çok yıprattı. Eğer gerçekten hiçbir hastalığım yoksa, gecenin bir vaktinde neden defalarca kan verip serum alayım, serum takılsın, EKG ve tomografi çektireyim; bunun bana net ve tıbbi bir açıklaması yapılmadı.
Doktorla konuşurken bu tutum nedeniyle sinirlerim iyice bozuldu, ses tonum yükseldi ve bu sırada güvenlik görevlisi odaya gelip herkesin içinde bana “sesinizi yükseltmeyin” diyerek, üslubuyla beni rencide etti. Güvenliğin bu tavrı karşısında kendimi aşağılanmış ve küçük düşürülmüş hissettim. Bu nedenle sadece savcılığa gidip hem doktordan hem güvenlik görevlisinden resmi olarak şikayetçi olmayı değil, aynı zamanda güvenlik şube birimine de bugün içinde bilgi verip güvenlik personelinin davranışıyla ilgili şikayette bulunmayı düşünüyorum. Kamera kayıtlarının bulunduğunu biliyorum, konuyu avukatıma da bizzat aktaracağım ve Sağlık Bakanlığı’na durumu tekrar bildirerek hastaneye müfettiş görevlendirilmesini talep edeceğim. Doktorun ve güvenlik personellerinin de benden şikayetçi olabileceklerinin farkındayım; ancak yaşadıklarım nedeniyle hakkımı sonuna kadar arayacağımı belirtmek istiyorum.
Doktor ayrıca bana “git kanını bir daha aldır” diyerek el yazısı ile tarih atılmış bir kağıda kan istemini yazdı. Vezneye gidip barkodlu kağıt almam gerektiğini bana söylemedi. Hemşire el yazılı kağıtla kan almamayı söyleyince tekrar barkodlu kağıt çıkarmak için uğraştım, ardından kan alma bölümünde tekrar sıra bekledim. Yoğun bakım geçmişi olan, hipertansiyon ve taşikardi şikayeti bulunan, kalp ilacı kullanan ve yürümekte zorlanan bir hastaya bu şekilde ek zorluklar çıkarılması kabul edilebilir değil.
Tüm bu yaşananlardan sonra, daha önce de bu hastaneyle ilgili CİMER’e şikayette bulunmuş olmama rağmen hiçbir iyileşme görmemek, ilgisizlik ve saygısızlığın devam etmesi beni çok hayal kırıklığına uğrattı. Sağlığımın hâlâ risk altında olduğunu düşünüyorum ve bu nedenle ilgili kardiyoloji doktoru ve süreçte yer alan güvenlik görevlisi hakkında gerekli idari incelemenin yapılmasını, Sağlık Bakanlığı’nın da sürece dahil olarak denetim gerçekleştirmesini, hasta haklarına uygun davranılmasını, tedavi sürecimin yeniden ve özenle değerlendirilmesini ve benzer durumların başka hastaların başına gelmemesi için gereken tüm önlemlerin alınmasını talep ediyorum.
Yorumlar