Kocaeli Körfez Mahallesinde bulunan Önce Yaşlı Bakım Merkezi’ne babamı 10 Eylül 2025 tarihinde yatırdım ve o tarihten itibaren her ayın 10’unda bakım ücreti havale ettim. Ocak 2026 itibarıyla aylık ücret 75.000 TL’ye yükseltildi ve 10 Mart sabahı yine 75.000 TL’yi kuruma havale ettim. Aynı gün öğlen saatlerinde babamın durumunun kötüleştiği söylendi, hemen hastaneye götürüp acile, ardından yoğun bakıma ve entube edilmesine kadar giden bir süreç yaşadık. Havale yaptığım gün itibarıyla babam artık kurumdan hiçbir şekilde hizmet almadı.
Ben 12 Mart’ta kuruma yazılı çıkış dilekçemi verip babamın eşyalarını teslim aldım. Buna rağmen kurum, hizmet vermedikleri mart ayının tamamının ücretini kesmek istedi ve yalnızca ölüm halinde iade yapabileceklerini söyledi. Yoğun tartışma ve pazarlıklar sonucunda 75.000 TL’nin sadece 50.000 TL’sini iade etmeyi kabul ettiler ve 1 Nisan’da 50.000 TL hesabıma havale edildi. Hiçbir hizmet verilmediği halde 25.000 TL’yi kesmeleri nedeniyle, bu tutarı haksız kazanç olarak görüyor ve tamamının tarafıma iadesini talep ediyorum.
Babam kurumdayken de “her şey dahil” denilmesine rağmen bana babam için solunum cihazını benim almam gerektiği söylendi. Ben de SGK üzerinden babam adına rapor çıkarttım. SGK’daki görevli, bakım evine bu kadar yüksek ücret öderken solunum cihazını neden benim aldığımı, bunun bakım evinin sorumluluğu olduğunu belirtti. Kurumun her şey dahil söylemine rağmen bu şekilde davranması beni ciddi anlamda hayal kırıklığına uğrattı.
Ayrıca kurum, Alzheimer ve demans hasta bakımı konusunda uzman olduklarını iddia ederek reklam yapmasına rağmen, babam demans hastası olmasına karşın bu konuda uzmanlaşmış personel görmedim ve herhangi bir tedavi ya da destekleyici yöntem uygulanmadı. Ergoterapi, hatırlama terapisi, düzenli yürüyüşler, bulmaca çözme, basit el sanatları, müzik dinleme veya söyleme, anı defteri tutma, bahçe uğraşları gibi demans hastaları için sayılan hiçbir etkinlik fiilen yapılmadı. Hatta kurum yöneticileri ve çalışanları Alzheimer ve demansın ayrı hastalıklar olduğunu savunarak temel bir bilgiyi dahi doğru bilmiyorlardı.
Kurumun fiziki koşulları da vaat edilenle uyuşmuyor. Eşyalar eskimiş, bahçe bakımsız ve genel hijyen seviyesi yeterli değil. Bu durum, özellikle kırılgan ve bakıma muhtaç yaşlıların sağlığı açısından ciddi bir risk oluşturuyor.
Bir diğer önemli konu da fatura kesilmemesi. Uzun süre ödeme yapmama rağmen bana düzenli olarak fatura verilmedi. Babam için vasi kararı aldığım mahkemede bakım evine ödediğim tutarları ispat etmem gerektiği için ısrarla talep edince ancak o zaman fatura alabildim ve geriye dönük toplam ödemeler için fatura düzenlendi. Diğer ziyaretçilerle yaptığım konuşmalarda da kimseye fatura verilmediğini öğrendim.
Bakım evi sahibi ö** Hanım ile en son 1 Nisan’da, 50.000 TL havale edildiği dönemde muhatap oldum, o tarihten sonra babamın yoğun bakımdaki durumu nedeniyle kurumla yeniden görüşemedim. Hizmet verilmediği halde kesilen 25.000 TL’nin iadesini, “her şey dahil” denilerek yerine getirilmeyen bakım ve hizmetlerin açıklanmasını, ayrıca faturalandırma ve hasta hakları konularında yasal yükümlülüklerine uygun davranılmasını talep ediyorum.
Yorumlar