Yanlış Teşhis Ve Tedavi: Ege Üniversitesi Hastanesi'nde Yaşanan Korkunç Deneyim
2002 yılında Ege Üniversitesi çocuk hastanesinin yoğun bakımında, 11 aylık bebeğime yapılan yanlış tedavi sonucu 8 kez Sepsis geçirdi. Metabolizma doktoru prof. Dr.** ** ve ekibinin koyduğu yanlış teşhis sonucu akçaağaç şurubu idrar hastalığı (msud) tanısı kondu ve bu yanlış teşhis bile doğru şekilde tedavi edilemedi. Oğlum hala epilepsi ve böbrek sorunlarıyla yaşıyor. Ege Üniversitesi çocuk yoğun bakımında üç ay boyunca iyileşme yerine 8 kez Sepsis geçirdi. Başka bir yatakta engelli ve muhtemel msud olan çocukla kan tüpleri ve doku örnekleri karıştırılarak erasmus'a gönderildi.
Gelen sonuç, engelli çocuğun ailesine engeli olmadığı yönünde, bizim 11 ay sağlıklı gelişimi olan çocuğumuzun msud hastalığı olduğu yönündeydi. Diğer aileyle tüplerin karıştığını hemen anladık çünkü akraba evliliği olan çocuklarının engelli olduğunu bize yaşadıkları sorunları hep anlatıyorlardı. Ancak ne dr. ** **'e ne de ekibindeki ** hanım'a bütün bunları anlatmamıza rağmen ikna edemedik, bizi hiç dinlemediler.
Üç ayın sonunda oğlumun daha kötüye gitmesi, yoğun bakımda yatan bebeklerin sürekli ölmesi beni nihayet isyana sevk etti. Çocuğumu enfeksiyon dolu yoğun bakımdan çıkaran vicdanlı bir Nefroloji doktoru sayesinde h**'ye götürmek istediğimi söyledim. Ambulansta olur demelerine rağmen oğlumu o hastaneden kaçırdım. Ve muhtemel orada ölecek olan ve utanmadan yeniden doğurursun diyen doktorları, kirli ve pis yoğun bakımı geride bıraktık. H**'de tahliller yeniden yapıldı. Prof. Dr. ** ** tarafından oğlum takip edildi.
Disiplinli, ilgili ve işini çok iyi yapan, her zaman aileye ve söylediklerimize değer veren muhteşem çalışkan bir doktor, ona her zaman minnet duyuyorum. Yenilenen tahliller sonucunda oğlumda msud hastalığının olmadığı, tüplerin karışmış olabileceği ama bu tanı olsa bile yanlış tedavi edildiği (isolasin adlı maddenin verilmemiş, hastaneden çıkarken elime tutuşturulmuştu) söylendi. Ve oğlum hala h** Hastanesi'nde takipte.
Ama Ege Üniversitesi'nde yaşadığı korkunç yoğun bakım muamelesi, o zaman çocuk yoğun bakımda sorumlu doktoru bülent bey'in ilgisizliğini (şimdi profesör oldu kendileri), şimdi oğlum 23 yaşında dirençli epilepsi ve mental retardasyon yani engelli bir birey. Buna rağmen 4 yaşında çarpım tablosunu, tüm il plakalarını ezbere bilen bir çocuk. Eğer tüm bunları yaşamasaydı, ülkesine fayda getiren, sağlıklı düşünen, ne iş yaparsa hakkını vererek yapan bir birey olurdu.











