Allianz Sigorta’nın Belge Taleplerindeki Bürokratik Döngü Ve Belirsizlik
Allianz Sigorta’nın Bitmek Bilmeyen Belge Talepleri ve Sonuçlanmayan Provizyon Süreci
Eylül ayında annemin rutin kardiyoloji muayenesinde kalp ritim bozukluğu tespit edildi ve doktorumuz tarafından operasyon yapılması gerektiği söylendi. Başkent Hastanesi’nde operasyonumuzu yaptırdık ve tss sürecini hastaneyle başlattık.
Ve operasyon aşamasında asıl sorun başladı.
Üç gündür Allianz’ın birbirini takip eden ve sonu gelmeyen eksik belge talepleriyle uğraşıyorum.
İlk olarak 2017 yılından günümüze kadar e-Nabız üzerindeki hastalık geçmişi, görüntüleme sonuçları, epikriz raporları ve ilaç kayıtları istendi. Tamamını gönderdim.
Yaklaşık 1-2 saat sonra bu kez 2017 öncesi de dahil olmak üzere bütün geçmiş kayıtlar talep edildi. Onları da gönderdim.
Ardından hastalık geçmişiyle ilgili yazılı bir beyan istendi. Hazırlayıp ilettik.
Sonrasında 2015 yılına ait bir kurum kaydı talep edildi. Müşteri hizmetlerini arayarak yaklaşık 11 yıl öncesine ait bu kayda ulaşmanın zorluğunu anlattım. Hatta e-Nabız’ın sigorta şirketleriyle sağlık verilerini paylaşmak için sunduğu sistem üzerinden tüm geçmiş kayıtları açabileceğimi söyledim.
Aldığım cevap: “Beyefendi, biz o şekilde çalışmıyoruz.”
2015 yılına ait ulaşabildiğimiz kayıtları da gönderdim.
Sonuç? Bu defa 2024 yılına ait iki ayrı kurum kaydı istendi.
İlgili tarihlerde e-Nabız’dan erişebileceğim bütün belgeleri ve bilgileri tekrar ilettim. Ancak bunlar da yeterli görülmedi. Mutlaka ilgili sağlık kuruluşlarından alınmış kurum kayıtlarının gönderilmesi gerektiği belirtildi.
Burada asıl sorun şu: Allianz’ın sonradan talep ettiği 2015 ve 2024 yıllarına ait işlemler, daha önce gönderdiğimiz sağlık geçmişi kayıtlarında zaten görülebilecek bilgilerdi.
Madem bu kurum kayıtları gerekliydi, neden ilk incelemede birlikte talep edilmedi? Daha önce ilettiğimiz kayıtlarda bulunan bilgiler neden her yeni incelemede ilk kez fark edilmiş gibi karşımıza çıkarılıyor?
Elbette sigorta şirketlerinin gerekli belgeleri talep etme ve tıbbi inceleme yapma hakkı var. Benim itirazım belge istenmesine değil, taleplerin sürekli parça parça iletilmesine ve sürecin yönetiliş biçimine.
Üç günün sonunda müşteri hizmetlerine, “Şimdi istenen kurum kayıtlarını da gönderirsem süreç tamamlanacak mı, başka belge istenecek mi? ” diye sordum.
Aldığım cevap:
“Hayır beyefendi, doktorlarımız inceleyecek. Gerekli görürlerse yeni belgeler isteyecekler.”
Yani üç gündür bütün talepleri karşılamaya çalışmamıza rağmen hâlâ hangi belgelerin yeterli olacağını ve sürecin ne zaman sonuçlanacağını bilmiyoruz.
Allianz gibi büyük bir şirketin, kendisine sunulan kapsamlı sağlık kayıtlarını bütün olarak değerlendirip eksiklikleri mümkün olduğunca tek seferde bildirmesini beklemek çok mu fazla?
Bir belgeyi gönderiyoruz, başka bir eksik çıkıyor. Onu tamamlıyoruz, başka bir yılın kaydı isteniyor. Her seferinde yeniden inceleme, yeniden bekleme ve yeniden belirsizlik…
Bu yaklaşım, çözüm üretmekten çok sigortalıyı ve yakınlarını yoran, ne zaman biteceği belli olmayan bir bürokratik döngü izlenimi yaratıyor.
Biz sağlık sigortasını yıllar öncesine ait hastane kayıtlarının peşinden koşmak için değil, ihtiyaç duyduğumuzda sağlık hizmetlerine güvenle ulaşabilmek için yaptırdık.
Burada konu yalnızca maddiyat değil. Ancak güvence satın aldığımız bir kurumun, en çok ihtiyaç duyduğumuz anda bizi böylesine belirsiz bir belge trafiğine sokmasını kabul edemiyorum.
Allianz Türkiye’den talebim açık: Mevcut belgelerin bütün olarak değerlendirilmesi, gerçekten eksik olan kayıtların tek seferde ve gerekçeleriyle bildirilmesi, 2015 ve 2024 yılına ait taleplerin neden başlangıçta birlikte iletilmediğinin açıklanması ve provizyon sürecimizin ivedilikle sonuçlandırılmasıdır.
Bir sigorta şirketinin güvenilirliği, poliçe satarken verdiği vaatlerle değil, sigortalısı hastalandığında gösterdiği yaklaşım ve çözüm üretme becerisiyle ölçülür.
Allianz Türkiye’den artık yeni bir eksik belge bildirimi değil, somut, gerekçeli ve çözüm odaklı bir yanıt bekliyorum.














