İzmir Şehir Hastanesi ile ilgili vermiş olduğum şikayet dilekçesi sonrası (08.12.2025 tarihinde şikayet var da da yayımlandı) bu kararı alan heyet ile ilgili karar itirazı yapmak üzere, 17 Aile Mahkemesinin tanımış olduğu 2 haftalık itiraz süresi içerisinde -bilgi edinme kanunu çerçevesinde- dosya örneğini almak üzere yanımda avukatım ( emekli hakim albay) olduğu halde İzmir Şehir Hastanesi Başhekimliği’ne dosyanın bir örneğini almak üzere başvuru yaptık. Kendileri, bilgisayar sistemi üzerinde sadece ilgili rapor olduğunu ve diğer tüm belgelerin ilgili mahkemeye gönderildiğini beyan ettiler. Şimdi soruyorum; bir kurum bilgi ve belgelerin bir nüshasını ilerde oluşabilecek hukuki bir duruma karşı kendi bünyesinde saklamaz mı? Avukatıma söylenen şey kendilerinin TCK 32 ye göre değerlendirme yaptığı. 17 Aile Mahkemesi sevk yazısında “taraf ehliyeti” olarak gönderildim. Bu evrak üzerinde sisteme girişte oynama yapılmış mıdır? Velev ki bu durumda değerlendirme yaptınız hiçbir suç geçmişi olmayan 28 yıllık aktif hekimim, şurada herhangi bir olaya karışsam aynı prosedür uygulanacak mı yoksa cezai ehliyeti var mı diyeceksiniz? Tabii ki cezai ehliyeti var diyeceksiniz. Cezai ehliyeti olan adamın taraf ehliyeti olmaz mı? Peki kurumdan adliyeye giden evraklar üzerinde tahrifat yapılmadığının garantisi var mı? O halde bu belgelerin bir nüshası kurum kendi bünyesinde neden tutmaz? Bilgisayara kayıtlıydıysa bu belgelerin birer nüshası silinmesi söz konusuysa bu işi bilgisayardan kimler yaptı? Adliyeye giden evraklarda oynama yapıldı mı? Dava boyunca sürekli karşılaştığım şey hokus pokusla ya evraklarda oynama oluyor ya da bunun gibi yok oluyor. Türkan Özilhan Devlet Hastanesi hukuk kurulu da iddiaya neden kamera kaydına rastlanmadı diye dosya kapattı. Şimdi soruyorum en basitinden 28 yıllık aktif hekime “yatırılarak gözlemlenmesi” kararı çıkartılması kanunda “kişiyi hürriyetinden alıkoymak” suçunun işlenmesi değil midir? Bunun eli silahlı birinin yapmasıyla beyaz önlüklü bitinin yapması arasında fark var mıdır?
Yorumlar