Sağlık Hizmeti Yerine Ticari Yaklaşım Ve İlgisizlik

Buraya ayak bastığınız an kandırılma süreci başlıyor.
Dışarıdan bakıldığında modern bir klinik, içeride ise kurumsallık kisvesi altında dönen sistematik bir aldatma düzeni var.
Galoş, sekreterin gülümsemesi, şık bekleme salonu ve hoş bir dekor ilk izlenimi oluşturuyor. Ancak sonrasında yaşananlar beklentileri karşılamıyor.
Randevulu gitmenize rağmen sistematik olarak 1,5–2 saat bekletiliyorsunuz. Tepki gösterdiğinizde karşınızda bir hekim yerine, bağırarak otorite kurmaya çalışan biri beliriyor ve tartışma çıkıyor. Odaya birkaç erkek personel çağrılıyor. Bu davranış bir sağlık profesyoneline yakışmıyor.
Muayene yüzeysel yapılıyor, teşhis net olarak konmuyor. Ardından başka biri size ne kullanacağınızı anlatıyor. Muhasebeye geçiliyor, evraklar imzalatılıyor ve ilaç pazarlığı başlıyor. Her şey para odaklı ilerliyor.
Tedavi sonrası durumunuz kötüleşse bile verilen yanıt aynı: “Stres yapıyorsunuz.” Test yapılmıyor, analiz yapılmıyor. Ezberlenmiş cevaplar veriliyor ve kişiye özel hiçbir yaklaşım yok.
Bir başka hastayla aynı anda oradaydım, o da kötüleşmişti. Doktorun cümlesi: “Bir şey söyledim, işe yaramazsa geçeceğim.” Hastalık değil, insan göz ardı ediliyor.
Bu yapı bir sağlık kurumu gibi görünse de içeride profesyonellikten uzak, empati göstermeyen ve ticarete indirgenmiş bir düzen var.
Merhaba Hastamız randevu günü kliniğimize gelmiş randevu saatinde belirttiği gibi gecikme yaşanmıştır. Gecikme hiçbir hastamız için elbette kasıtlı yapılacak bir durum değildir. Hasta yoğunluğu bazen hastalarımızın kişisel tedavileriyle ilgili doktor ile randevu süreleri olması gerekenden daha uzun sürebilmekte ve randevu saatleri gecikebilmektedir. Sadece hastamızın randevu saati gecikmemiş kendisinden önce veya sonra olan hastalarımızda da gecikmeler olmuştur. Fakat hiçbir hastamız doktor odasına tepki göstererek doktora bağırıp çağırarak girmemiştir. Dr bey hastaya savaş anında bile olsa biz hastaya kötü davranamayız bu karşı taraftan birisi bile olsa diyerek hastaya sakin olması yönünde telkinde bulunmuş fakat hastamız hiçbir sözü dikkate almayarak aynı şekilde davranmıştır. Tıp profesyonelleri, tüm bireyler gibi, güvenli bir çalışma ortamına ve sözlü veya fiziksel saldırılardan korunmaya hak sahibidir. Ekibimiz zor durumları sabır ve profesyonellikle ele almak üzere eğitilmiş olsa da, doktor odasına bağırarak girildiğinde makul olarak beklenebileceklerin bir sınırı vardır. Eğer hastanın davranışı bağırma veya hakaret içeren sözler içeriyorsa, bu beklenen hasta-sağlayıcı ilişkisinin ihlali anlamına gelir ve eğitimli bir profesyonelden bile olsa savunmacı bir tepkiye neden olabilir. Her gün ortalama 20-30 hasta bakıyorum. Tedaviye başladığım her hastaya ‘’ tertemiz yapmadan ‘’ bırakmayacağımı söylüyorum. Her hasta ile kliniğimizde bizzat kendim ilgileniyorum. Her hastayı da tertemiz yapmadan bırakmıyorum. Yaklaşık 15 yıldır, yılda 1000'e yakın hastaya tedavi ve cilt bakımı uyguladım. Yanımda çalışan 8-10 sağlık personeli ile birlikte hastalara en iyi tedaviyi vermeye çalışıyoruz. En ufak detayları dahi gözden geçiriyoruz. Tedavi sonrası 2 yıl boyunca kontrollere devam etmelerini tavsiye ediyor, kontrollerini yapıyoruz. Tüm bunlara rağmen elbette bizim de iyileştiremediğimiz hastalar var. Ancak bu kadar kötü yorum ve hakaret kişilik haklarına saldırı ve ihlale girer. Bir hastayı iyileştirememiş olabiliriz, bu sadece hekim kaynaklı değildir. Bizce bir hastanın iyileşmemiş olmasının hiçbir nedeni yok. Çünkü bugüne kadar yüzlerce hastayı bizzat kendim iyileştirdim ve hasta mahremiyeti nedeniyle çok az bir kısmını yayınladım. İyileşmeme nedenleri arasında, şahsın uygulamaları hekim tavsiyesi dışında kullanım, daha önce kullandığı ilaçların etkileri vb. gibi pek çok sebepler olabilir. Lezyonların yani yaraların iyileşme süreçleri kalınlığına, çeşidine, büyüklüğüne ve bölgelerine göre değişmektedir. Yara iyileşmiş olsa da tedavi zaten bir yıl devam etmekte ve 1 yılda takipleri sürmektedir. Diyet tedavisi gene 1 yıl ve devamında sürmektedir. Taktir edersiniz Tıpta tüm dünyada sedef, egzama ve romatizma da vs. çözümü olmayan hastalıklar gurubu diye eğitim verilmekte ve baskılama üzerine ağırlıklı olarak kortizonlu bir tedavi maalesef uygulanmaktadır. Kliniğimiz olarak bu tedavilerden yararlanmamızın yanında geçirgen bağırsak sendromu tedavisi, bağırsak detoks tedavisi, bağırsak probiyotik tedavisi, probiyotikli diyet tedavisi ile yardımcı destek uygulamaları da yapılmaktadır. Hastalarımıza tedavinin boyutları, işleyişini ve uygulamalarına dair bilgi verilmektedir. Sonuç olarak kliniğimiz bu hastamız ile ilgili olarak tüm hizmetleri vermiştir. Hasta odaklı tedavinin terk edilmesinin sorumluluğu hastaya aittir. Sırf bu nedenle algı oluşturarak gerçek dışı ithamlar ile kliniğimize gelecek ve şifa bulacak hastaların önünü kesmeyi arzu etmek, yanıltıcı cümleler kurmak asla doğru bir yaklaşım değildir. HASTA DİLEDİĞİ HER ZAMAN KLİNİĞİMİZE GELEBİLİR Kliniğimiz de Uyguladığımız tedavilerimiz ve tamamlayıcı uygulamalarımız yan etkisiz ve kortizonsuzdur. Tedavimiz bütüncül olduğu için Lezyonların ve altta yatan Romatizmal durumlara göre iyileşme süreçleri değişmektedir. lezyonlar kısa sürede iyileşse de tedavi bir yıl sürmekte takipleri yapılmaktadır. Ortaya koyduğumuz tedavilerimizle ve halen de son teknolojik gelişmeler ışığında ve ar-ge ile birlikte on binlerin üzerinde hastamızı tertemiz yaptık. Her tebessüm bizim için bir başarıdır. Hasta geri bildirimlerini sürekli iyileştirme fırsatı olarak değerlendiriyoruz. Tüm hastalarımızın hak ettikleri bakımı ve saygıyı almasını sağlamaya kararlıyız, aynı zamanda özverili tıbbi personelimizin haklarını ve güvenliğini de korumaktayız. Saygılarımızla,
⚖️ Açıklamadır – Yalnızca Gerçekler Konuşsun Saygıdeğer Şikayetvar yetkilileri ve ilgili klinik yetkilileri, Klinikten gelen yanıt, yaşadığım mağduriyeti örtbas etme ve beni susturma çabasıdır. Gerçeği tüm çıplaklığıyla paylaşmak, benim hem hakkım hem görevimdir. Kurum, şikayetimi “kişilik haklarına saldırı” olarak nitelendirmiştir. Bu iddia hem dayanaksızdır hem de yasal bir karşılığı yoktur. Yazdıklarım doğrudan yaşadığım tecrübeye dayanmakta, hakaret içermemekte ve ifade özgürlüğü kapsamında yapılmış bir eleştiridir. Sabahın erken saatinde Anadolu Yakası’ndan yola çıktım. Randevu saatinden çok önce kliniğe ulaştım. Ancak 1.5 – 2 saati aşkın süre boyunca hiçbir açıklama yapılmadan bekletildim. Sırada başka hastalar da vardı ama herkes sessizce otururken ben tepkimi gösterdiğim için “bağırmakla” suçlandım. Bu bir hakaret değil, çaresizliktir. Herkes sabırla beklemek zorunda değildir. Özellikle bilgilendirilmeden. Odaya girdiğimde saygısız değil, kırgındım. Ama en çarpıcı olan, odadan çıkarken doktorun bana sarf ettiği şu cümleydi: “Kullanmadığınız ilaçları gönderin, ücret iadesi yapalım.” Bir hekim, hastasını uğurlarken geride bırakması gereken şey çözüm ve güven olmalıdır. Ancak bana sunulan yalnızca bir “ticari işlem” cümlesiydi. Eğer derdim para olsaydı, çok daha uygun maliyetli alternatiflere giderdim. Ben çözüm ararken, karşımdaki sistem tahsilat odaklıydı. Klinik açıklamasında özellikle şehir dışı ve yurt dışından gelen hastalardan bahsedilmiş. Sormak isterim: Aynı şehirde yaşıyor olmak mı suç? İstanbul’da yaşayan bir hasta olarak bu kadar çaba ve masrafla gelen ben, neden görmezden gelindim? Yazdıklarım karalama değil, bir hasta olarak yaşadığım sürecin dürüst ve hukuka uygun ifadesidir. Susturulmaya çalışıldıkça daha da güçleniyorum. Gerçek rahatsız ediyorsa, sorun bende değil, gerçekle yüzleşemeyendedir. Saygılarımla, Serdar öztürk


