Yargıtayın Altı Yıllık Kararsızlığı Ve Haksız Tutukluluk
Çorum İskilip Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakkımda verilen ceza kararı sonrası dosyam 08.04.2021 tarihli mahkeme kararından sonra Yargıtay’a gönderildi. Aradan yaklaşık altı yıla yakın bir süre geçmiş olmasına rağmen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı dosyamı hâlâ karara bağlamamış ve sonuçlandırmamıştır. Dosyam bu kadar uzun zamandır Yargıtay arşivinde bekletilmektedir.
Bu süreçte bir dönem Çorum Cezaevinde tutuklu kaldım ve özgürlüğüm kısıtlandı. Uzayan yargılama süreci nedeniyle hem yaşam düzenim hem de psikolojik durumum olumsuz etkilendi, maddi ve manevi açıdan ciddi mağduriyet yaşadım. Dosyamın akıbetinin belirsiz kalması, beraat etme ihtimalim olmasına rağmen bu kadar uzun süre karar verilmemesi adalet duygumu zedeledi.
Yargıtay’daki dosyamın ivedilikle incelenerek beraatimin ya da açıklamalı bir karar ile dosyamın sonuçlandırılmasını, gereksiz yere uzayan bu süreçten kaynaklı olarak uğradığım maddi ve manevi zararın yasa ve ilgili mevzuat çerçevesinde tazmin edilmesini talep ediyorum. Geciken adaletin, adaletin gerçekleşmemesi anlamına geldiğini ve bu durumun mağduriyetimi her geçen gün artırdığını bilgilerinize sunuyorum.
Gelişme
Yargıtay’da temyiz incelemesinde bulunan ceza dosyamla ilgili yaşadığım mağduriyeti paylaşmak istiyorum. Çorum İskilip Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakkımda verilen ceza kararı sonrasında dosyam, 08.04.2021 tarihli mahkeme kararının ardından temyiz incelemesi için Yargıtay’a gönderilmiştir. Aradan yıllar geçmesine rağmen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı dosyamı hâlâ karara bağlamamış ve sonuçlandırmamıştır. Dosyam bu süre boyunca Yargıtay arşivinde bekletilmektedir.
Bu süreçte bir dönem Çorum Cezaevinde tutuklu kaldım ve özgürlüğüm kısıtlandı. Uzayan yargılama süreci nedeniyle yaşam düzenim, sosyal hayatım ve psikolojik durumum olumsuz etkilenmiş, hem maddi hem de manevi açıdan ciddi mağduriyet yaşamış bulunmaktayım. Dosyamın akıbetinin belirsiz kalması ve beraat etme ihtimalim olmasına rağmen bu kadar uzun süre karar verilmemesi, adalet duygumu derinden zedelemiştir.
Yargıtay’da bulunan dosyamın ivedilikle ele alınarak incelenmesini, hakkımda bir an önce beraat kararı verilmesini ya da gerekçeli ve açıklamalı bir kararla dosyamın sonuçlandırılmasını talep ediyorum. Ayrıca, gereksiz yere uzayan bu süreçten kaynaklanan maddi ve manevi zararlarımın, yasa ve ilgili mevzuat çerçevesinde tazmin edilmesini istiyorum
Çorum İskilip Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakkımda verilen ceza kararı sonrası dosyam, 08.04.2021 tarihli kararın ardından temyiz edilerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmiştir. Ancak aradan yıllar geçmiş olmasına rağmen dosyam hâlâ karara bağlanmamış ve sonuçlandırılmamıştır. Dosyam uzun süredir Yargıtay arşivinde beklemektedir. Bu süreçte bir dönem Çorum Cezaevinde tutuklu kaldım ve özgürlüğüm kısıtlandı. Yargılama ve temyiz sürecinin gereksiz şekilde uzaması nedeniyle hem yaşam düzenim hem de psikolojik durumum olumsuz etkilendi, maddi ve manevi açıdan ciddi mağduriyet yaşadım. Dosyamın akıbetinin belirsiz kalması ve beraat etme ihtimalim bulunmasına rağmen bu kadar uzun süre karar verilmemesi adalet duygumu derinden zedeledi. Yargıtay’daki dosyamın ivedilikle ele alınarak incelenmesini, beraatimin sağlanmasını ya da gerekçeli ve açıklamalı bir karar ile dosyamın sonuçlandırılmasını talep ediyorum. Ayrıca bu uzun süreç nedeniyle uğradığım maddi ve manevi zararların, yasa ve ilgili mevzuat çerçevesinde tazmin edilmesini istiyorum. Geciken adaletin, adaletin gerçekleşmemesi anlamına geldiğini ve bu nedenle mağduriyetimin her geçen gün arttığını bilgilerinize sunarım.
Yargıtay Başkanlığı’nda bekleyen ceza dosyamla ilgili yaşadığım mağduriyeti paylaşmak istiyorum. Çorum İskilip Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakkımda verilen ceza kararı sonrasında dosyam, 08.04.2021 tarihli mahkeme kararının ardından Yargıtay’a gönderildi. Aradan yaklaşık altı yıla yakın bir süre geçmiş olmasına rağmen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı dosyamı hâlâ karara bağlamamış ve sonuçlandırmamıştır. Dosyamın bu kadar uzun süredir Yargıtay arşivinde bekletiliyor olması benim açımdan ciddi bir hak kaybına yol açmaktadır. Bu süreçte bir dönem Çorum Cezaevinde tutuklu kaldım ve özgürlüğüm kısıtlandı. Uzayan yargılama süreci nedeniyle hem yaşam düzenim hem de psikolojik durumum olumsuz etkilendi, maddi ve manevi açıdan önemli sıkıntılar yaşadım. Dosyamın akıbetinin belirsiz kalması ve beraat etme ihtimalim bulunmasına rağmen bu kadar uzun süre karar verilememesi adalet duygumu derinden zedeledi. Yargıtay’daki dosyamın ivedilikle ele alınıp incelenmesini, beraatimin sağlanmasını ya da en azından gerekçeli ve açıklamalı bir karar ile dosyamın sonuçlandırılmasını talep ediyorum. Ayrıca gereksiz yere uzayan bu yargılama sürecinden kaynaklanan maddi ve manevi zararımın, yasa ve ilgili mevzuat çerçevesinde tazmin edilmesini istiyorum. Geciken adaletin, adaletin gerçekleşmemesi anlamına geldiğini ve yaşanan bu gecikmenin mağduriyetimi her geçen gün artırdığını bilgilerinize sunuyorum.
Yargıtay Genel Sekreterliği’ne sunulmak üzere, Çorum İskilip Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakkımda verilen ceza kararı sonrasında dosyam, 08.04.2021 tarihli mahkeme kararının ardından temyiz incelemesi için Yargıtay’a gönderilmiştir. Aradan yaklaşık altı yıla yakın bir süre geçmiş olmasına rağmen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı dosyamı hâlâ karara bağlamamış ve sonuçlandırmamıştır. Dosyam bu süre boyunca Yargıtay arşivinde bekletilmektedir. Bu süreçte bir dönem Çorum Cezaevinde tutuklu kaldım ve özgürlüğüm kısıtlandı. Uzayan yargılama süreci nedeniyle yaşam düzenim ve psikolojik durumum olumsuz etkilenmiş, hem maddi hem de manevi açıdan ciddi mağduriyet yaşamış bulunmaktayım. Dosyamın akıbetinin belirsiz kalması ve beraat etme ihtimalim olmasına rağmen bu kadar uzun süre karar verilmemesi, adalet duygumu derinden zedelemiştir. Yargıtay’da bulunan dosyamın ivedilikle ele alınarak incelenmesini, beraatime karar verilmesini ya da gerekçeli ve açıklamalı bir kararla dosyamın sonuçlandırılmasını talep ediyorum. Ayrıca, gereksiz yere uzayan bu süreçten kaynaklanan maddi ve manevi zararlarımın, yasa ve ilgili mevzuat çerçevesinde tazmin edilmesini bilgilerinize sunarım. Yargıtay Genel Sekreterliği
Yargıtay Genel Sekreterliği’ne sunulmak üzere, Çorum İskilip Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakkımda verilen ceza kararı sonrasında dosyam, 08.04.2021 tarihli mahkeme kararının ardından temyiz incelemesi için Yargıtay’a gönderilmiştir. Aradan yaklaşık altı yıla yakın bir süre geçmiş olmasına rağmen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı dosyamı hâlâ karara bağlamamış ve sonuçlandırmamıştır. Dosyam bu süre boyunca Yargıtay arşivinde bekletilmektedir. Bu süreçte bir dönem Çorum Cezaevinde tutuklu kaldım ve özgürlüğüm kısıtlandı. Uzayan yargılama süreci nedeniyle yaşam düzenim ve psikolojik durumum olumsuz etkilenmiş, hem maddi hem de manevi açıdan ciddi mağduriyet yaşamış bulunmaktayım. Dosyamın akıbetinin belirsiz kalması ve beraat etme ihtimalim olmasına rağmen bu kadar uzun süre karar verilmemesi, adalet duygumu derinden zedelemiştir. Yargıtay’da bulunan dosyamın ivedilikle ele alınarak incelenmesini, beraatime karar verilmesini ya da gerekçeli ve açıklamalı bir kararla dosyamın sonuçlandırılmasını talep ediyorum. Ayrıca, gereksiz yere uzayan bu süreçten kaynaklanan maddi ve manevi zararlarımın, yasa ve ilgili mevzuat çerçevesinde tazmin edilmesini bilgilerinize sunarım. Gökhan çağlar
Çorum İskilip Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakkımda 08.04.2021 tarihinde verilen ceza kararı sonrasında dosyam temyiz incelemesi için Yargıtay’a gönderilmiştir. Ancak aradan yıllar geçmesine rağmen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı dosyamla ilgili herhangi bir karar vermemiş, dosyam hâlâ arşivde bekletilmektedir. Bu süreçte bir dönem Çorum Cezaevinde tutuklu kaldım ve özgürlüğüm kısıtlandı. Temyiz incelemesinin makul sürede sonuçlanmaması nedeniyle yaşam düzenim, sosyal hayatım ve psikolojik durumum ciddi şekilde bozuldu. Geleceğe yönelik planlar yapamaz hale geldim, hem maddi hem de manevi olarak önemli kayıplar yaşadım. Dosyamın akıbetinin belirsiz kalması ve beraat etme ihtimalim bulunmasına rağmen bu kadar uzun süre karar verilmemesi, adalet duygumu derinden zedelemiştir. Yargıtay’da bulunan dosyamın ivedilikle ele alınarak incelenmesini, hakkımda bir an önce beraat kararı verilmesini ya da en azından gerekçeli ve açıklamalı bir kararla dosyamın sonuçlandırılmasını talep ediyorum. Ayrıca, gereksiz yere uzayan bu süreç nedeniyle uğradığım maddi ve manevi zararların, yasa ve ilgili mevzuat çerçevesinde tazmin edilmesini istiyorum. Uzayan yargılama sürecinin yaratmış olduğu hak kaybımın ve mağduriyetimin artık giderilmesini bekliyorum.
Adalet Bakanlığı ve ilgili adli mercilere, 2025 yılında** Mahkemesi’ne memnu haklarımın iadesi için başvuruda bulundum. Bu başvuru sırasında mahkeme kaydımı ve cezamın infazının tamamlandığını gösteren belgeleri de dosyaya sundum. Aradan uzun bir süre geçmesine rağmen başvurumla ilgili tarafıma hiçbir yazılı ya da sözlü geri dönüş yapılmadı. Memnu haklarımın iade edilmemesi nedeniyle hem resmi hem de özel pek çok işlemde kısıtlanıyorum. Özellikle sabıka ve adli sicil kaydım gerekçe gösterilerek iş başvurularım olumsuz sonuçlanıyor ve çalışma hayatına katılmakta ciddi zorluk yaşıyorum. Bu durum hem mesleki hem de sosyal hayatımı olumsuz etkiliyor. Ceza infazımın tamamlanmış olması ve yasaların öngördüğü şartların sağlandığı kanaatinde olduğumdan, memnu haklarımın iadesine ilişkin başvurumun bir an önce sonuçlandırılmasını talep ediyorum. Kamu haklarımdan doğan kısıtlamaların kaldırılmasını, başvurumun süreci ve sonucu hakkında tarafıma açık ve net bir bilgilendirme yapılmasını ve yaşadığım mağduriyetin giderilmesini istiyorum.
Alaca Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2026/427 Esas, 2026/422 Karar sayılı mirasçılık belgesi kararı nedeniyle yaşadığım hukuki haksızlığı ve adaletsizlik duygumu paylaşmak istiyorum. Söz konusu dosyada, babaannem ve dedemden kalan bir ev ve yedi adet tarla üzerindeki miras payları belirlenmiş, miras babam Bekir Ç*** ile amca oğullarım ve amcamın eşi arasında paylaştırılmıştır. Benim açımdan temel sorun, mirasın gerçekten bakımını üstlenen, yanında olan ve emek veren kişiler yerine, yıllarca babaannem ve dedeme hiçbir şekilde bakmayan, ilgilenmeyen, maddi ya da manevi destek vermeyen amca oğullarımın da pay sahibi yapılmış olmasıdır. Amca oğullarım, babaannem ve dedemin hayatları boyunca yanlarında yer almamış, sağlık ve bakım süreçlerinde sorumluluk almamış, buna rağmen ölüm haberinin hemen ardından yalnızca para amacıyla harekete geçerek mirasın paylaşımı için başvuruda bulunmuştur. Babam Bekir Ç****’ın ve ailemizin, uzun yıllar boyunca babaannem ve dedemin bakımını üstlendiğini, yanlarında bulunup tüm ihtiyaçlarıyla ilgilendiğini, buna karşın amca oğullarımın bu sorumluluğu paylaşmadığını özellikle vurgulamak istiyorum. Bu nedenle mirasın hem ahlaki hem de hakkaniyetli biçimde paylaştırılmadığını, verilen kararda bu yöndeki hususların yeterince dikkate alınmadığını düşünüyorum. Ben, söz konusu ev ve yedi tarlanın mirasının, gerçek anlamda bakım veren ve sorumluluk üstlenen babama bırakılması gerektiğine, amca oğullarımın ise mirastan çıkarılması veya en azından miras paylarının, yıllar boyunca verilen bakım ve emek durumu gözetilerek ciddi şekilde yeniden değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum. Yıllarca hiçbir bakım emeği olmadan, yalnızca para için başvuru yapan kişilerin mirastan pay almasının, adalet ve hakkaniyet duygusunu derinden zedelediğini düşünüyorum. Bu nedenlerle, Alaca Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2026/427 Esas, 2026/422 Karar sayılı ve 2026 yılı içinde verilen mirasçılık belgesi kararının, bakım ve emek kriterleri de gözetilerek hukuki yönden yeniden incelenmesini, amca oğullarımın mirastan çıkarılması veya miras pay oranlarının adalet ve hakkaniyet çerçevesinde yeniden belirlenmesini saygıyla talep ediyorum.
Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılamanın yenilenmesi talebimle ilgili yaşadığım süreci ve buna bağlı mağduriyetimi kamuoyuyla ve ilgili mahkeme ve savcılık makamlarıyla paylaşmak istiyorum. Hakkımda verilen mahkûmiyet kararı, 2015 yılında Alaca Sulh Ceza Hakimliği’nde polis, savcı ve hakim karşısına ilk kez çıktığımda, hiçbir hukuki bilgi ve tecrübem olmadan, düşünmeden verdiğim ifadelere ve polis tarafından düzenlenen tutanaklara dayanılarak kurulmuştur. Polis tutanağı avukat eşliğinde alınmamış, ifadeler benim beyanlarımdan ziyade polislerin kendi anlayışları doğrultusunda tutanaklara geçirilmiş ve bu tutanakların usule uygun tutulmadığını, çeşitli çelişkiler ve tutarsızlıklar içerdiğini düşünüyorum. 2026 yılının altıncı ayında Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesi’ne yargılamanın yenilenmesi için başvuruda bulundum. Ancak savcının dosyamı yeniden değerlendirme sürecinde herhangi bir derinlemesine araştırma yapmadan, yeni delilleri incelemeden veya olayın koşullarını yeniden ele almadan, sadece yıllar önce düzenlenmiş eski tutanak ve ifadelere bakarak talebimi reddettiğini öğrendim. Yargılamanın yenilenmesi gibi hayati önemde bir talebin, usule aykırı olduğunu düşündüğüm eski kayıtlara dayanılarak, ek bir inceleme yapılmaksızın reddedilmesini hakkaniyete ve adil yargılanma ilkesine aykırı buluyorum. Hem 2015 yılında Alaca Sulh Ceza Hakimliği’nde alınan ifade tutanaklarındaki usulsüzlük ve tutarsızlıkların, hem de Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılamanın yenilenmesi talebimin yüzeysel ve yetersiz bir inceleme ile reddedilmesinin yeniden ve titizlikle gözden geçirilmesini talep ediyorum. Yargılamanın yenilenmesi başvurumun ciddiyetle ele alınmasını, delillerin ve önceki tutanakların ayrıntılı ve tarafsız biçimde yeniden değerlendirilmesini ve yeniden yargılama talebimin kabul edilmesini istiyorum. Yaşadığım mağduriyetin giderilmesi, adil bir yargılama sürecine kavuşmam ve adalet duygumun onarılması için gerekli tüm işlemlerin süratle yapılmasını saygıyla talep ederim.
Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılamanın yenilenmesi talebimle ilgili yaşadığım süreci ve buna bağlı mağduriyetimi yetkili makamların dikkatine sunmak istiyorum. Hakkımda verilen mahkûmiyet kararı, 2015 yılında Alaca Sulh Ceza Hakimliği’nde polis, savcı ve hakim karşısına ilk kez çıktığımda, herhangi bir hukuki bilgi ve tecrübeye sahip olmadan, düşünmeden verdiğim ifadelere ve polis tarafından düzenlenen tutanaklara dayanılarak kurulmuştur. Bu aşamada düzenlenen polis tutanağı avukat eşliğinde alınmamış, ifadeler benim gerçek beyanlarımdan çok polislerin kendi anlayışları doğrultusunda tutanaklara geçirilmiştir. Söz konusu tutanakların usule uygun tutulmadığını, çelişkiler ve tutarsızlıklar içerdiğini düşünüyorum. 2026 yılının Haziran ayında Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesi’ne yargılamanın yenilenmesi için başvuruda bulundum. Ancak savcının dosyamı yeniden değerlendirme sürecinde herhangi bir derinlemesine araştırma yapmadan, yeni delilleri incelemeden ve olayın koşullarını yeniden ele almadan, doğrudan eski tutanak ve ifadelere dayanarak talebimi reddettiğini öğrendim. Yargılamanın yenilenmesi gibi hayati önemde bir talebin, sadece yıllar önce usule aykırı şekilde tutulduğunu düşündüğüm eski kayıtlara dayanılarak ve hiçbir ek inceleme yapılmadan reddedilmesini hakkaniyete ve adil yargılanma ilkesine aykırı buluyorum. Hem Alaca Sulh Ceza Hakimliği’nde alınan ifade tutanaklarındaki usulsüzlük ve tutarsızlıkların, hem de Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılamanın yenilenmesi talebimin yüzeysel bir inceleme ile reddedilmesinin yeniden ve titizlikle gözden geçirilmesini talep ediyorum. Yargılamanın yenilenmesi başvurumun ciddiyetle ele alınmasını, delillerin ve önceki tutanakların ayrıntılı ve tarafsız biçimde yeniden değerlendirilmesini ve yeniden yargılama talebimin kabul edilmesini istiyorum. Yaşadığım mağduriyetin giderilmesi ve adil bir yargılama sürecine kavuşmam için gerekli işlemlerin yapılmasını arz ediyorum.
Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmanın yenilenmesi talebimle ilgili yaşadığım süreci ve mağduriyetimi paylaşmak istiyorum. Hakkımda verilen mahkûmiyet kararı, ilk kez 2015 yılında Alaca Sulh Ceza Hakimliği’nde polis, savcı ve hakim karşısına çıktığımda, hiçbir hukuki bilgi ve tecrübem olmadan, düşünmeden verdiğim ifadelere ve polis tarafından düzenlenen tutanaklara dayanılarak kurulmuştur. Polis tutanağı avukat eşliğinde alınmamış, ifadeler kendi anlayışları doğrultusunda tutanaklara geçirilmiş ve bu tutanakların usule uygun tutulmadığını, çelişkiler ve tutarsızlıklar içerdiğini düşünüyorum. 2026 yılının altıncı ayında Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesi’ne yargılamanın yenilenmesi için başvuruda bulundum. Ancak savcının, dosyamı yeniden değerlendirme sürecinde herhangi bir derinlemesine araştırma, yeni delil incelemesi veya olayın koşullarını yeniden ele alma yoluna gitmeden, doğrudan eski tutanak ve ifadelere bakarak talebimi reddettiğini öğrendim. Yargılamanın yenilenmesi gibi hayati önemde bir talebin, sadece yıllar önce usule aykırı şekilde tutulduğunu düşündüğüm eski kayıtlara dayanılarak, hiçbir ek inceleme yapılmadan reddedilmesini hakkaniyete ve adil yargılanma ilkesine aykırı buluyorum. Hem Alaca Sulh Ceza Hakimliği’nde alınan ifade tutanaklarındaki usulsüzlük ve tutarsızlıkların, hem de Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılamanın yenilenmesi talebimin yüzeysel bir inceleme ile reddedilmesinin yeniden gözden geçirilmesini talep ediyorum. Yargılamanın yenilenmesi başvurumun ciddiyetle ele alınmasını, delillerin ve önceki tutanakların ayrıntılı ve tarafsız biçimde yeniden değerlendirilmesini ve yeniden yargılama talebimin kabul edilmesini istiyorum. Yaşadığım mağduriyetin giderilmesi ve adil bir yargılama sürecine kavuşmam için gerekli işlemlerin yapılmasını saygıyla talep ederim.
2015 yılı Nisan ayında, 23 Nisan’a yakın bir tarihte Çorum’un Alaca ilçesindeki çocuk parkında yaşanan bir olay nedeniyle hem Sami Şahin’den hem de olaya müdahil olan polis görevlilerinden ve Çorum Emniyet Müdürlüğü’nden şikayetçiyim. Olayın hemen sonrasında yaşadığım psikolojik baskı, hukuki bilgi ve tecrübemin olmaması ve kendimi gerektiği gibi savunamamam nedeniyle süreç başından sonuna kadar aleyhime işlemiştir. Olay sırasında ve sonrasında, polis görevlilerinin olayı gerçeğe uygun yansıtmadığını, benim ifademi tam ve doğru şekilde almadan, yeterli sorgulama yapmadan işlem yaptığını düşünüyorum. Tutanakların, polislerin kendi yorum ve değerlendirmelerine göre tutulduğunu, bu tutanaklara olayın gerçek akışını yansıtmayan ifadelerin girdiğini değerlendiriyorum. Yargılama aşamasında ise, polislerin sanki benim ağzımdan olay yeri tanıklığı yapıyormuş gibi beyanda bulunduklarını, bu beyanların da mahkemenin kanaatini ciddi şekilde etkilediğini düşünüyorum. Sonuç olarak hakkımda 10 yıl hapis cezası verildi ve bu ceza onaylandı. Ancak ben, hem Sami Şahin’in beni mağdur eden davranışları hem de polislerin tutum ve beyanları nedeniyle adil yargılanmadığıma, olayın gerçeğe uygun ve tarafsız bir şekilde ortaya konulmadığına inanıyorum. Olayın başlangıcından cezanın kesinleşmesine kadar geçen süreçte, eksik ve hatalı değerlendirmeler yapıldığını, tutanak ve beyanların objektif olmadığını ve bu nedenle hakkımda verilen kararın adil olmadığı kanaatindeyim. Bu nedenle dosyamın yeniden ele alınmasını, hakkımda verilen cezanın dayandığı tüm tutanak, ifade ve beyanların ciddiyetle ve tarafsız biçimde incelenmesini talep ediyorum. Usulsüz, eksik ya da gerçeği yansıtmayan kısımlar varsa bunların ortaya çıkarılmasını ve haksız olduğunu düşündüğüm bu kararın bozulmasını istiyorum. Mağduriyetimin giderilmesi, sürecin tüm yönleriyle tekrar değerlendirilmesi ve adil bir yargılama imkanına kavuşmam için gerekli inceleme ve işlemlerin yapılmasını saygıyla arz ediyorum. Sonuç olarak, gerek olay anındaki müdahalelerin, gerekse sonrasındaki tutanak ve beyanların yeniden gözden geçirilmesini, tüm sürecin tarafsız bir şekilde araştırılmasını ve adaletin sağlanması için gerekenlerin yapılmasını talep ediyorum.
2015 yılının Nisan ayında, 23 Nisan’a yakın bir tarihte Çorum’un Alaca ilçesindeki çocuk parkında yaşanan bir olay nedeniyle hem Sami Şahin’den hem de olaya müdahil olan polis görevlilerinden şikayetçiyim. Olay sırasında yaşadıklarım ve sonrasında maruz kaldığım süreç beni psikolojik olarak çok yıprattı; hukuki bilgi ve tecrübem olmadığı için kendimi gerektiği gibi savunamadım ve yargılama süreci tamamen aleyhime işledi. Olayın polis tarafından gerçeğe uygun şekilde yansıtılmadığını düşünüyorum. İfademin tam ve doğru şekilde alınmadığına, sorgu ve gerekli sorular yöneltilmeden aceleyle işlem yapıldığına inanıyorum. Polislerin olaya ilişkin tutanakları kendi yorumlarını ekleyerek, tarafsızlıktan uzak biçimde düzenlediğini, mahkemede ise sanki benim ağzımdan olay yeri tanıklığı yapıyormuşum gibi beyanda bulunduklarını değerlendiriyorum. Bu durumun yargılamanın sonucunu ciddi şekilde etkilediğini ve adil bir karar çıkmasına engel olduğunu düşünüyorum. Tüm bu süreç sonunda hakkımda 10 yıl hapis cezası verildi ve bu ceza onaylandı. Ben, hem Sami Şahin’in beni mağdur eden davranışları hem de olaya karışan polislerin tutumu ve beyanları nedeniyle adil yargılanmadığımı, olayın gerçeğe uygun ve tarafsız bir şekilde ortaya konulmadığını düşünüyorum. Dosyamın yeniden ele alınmasını, hakkımda verilen cezanın dayandığı tutanak ve beyanların ciddiyetle incelenmesini, usulsüz veya gerçeği yansıtmayan kısımlar varsa bunların ortaya çıkarılmasını ve haksız olduğunu düşündüğüm bu kararın bozulmasını talep ediyorum. Mağduriyetimin giderilmesi, sürecin tüm yönleriyle tekrar değerlendirilmesi ve gerçekten adil bir yargılama imkanına kavuşmam için gerekli inceleme ve işlemlerin yapılmasını saygıyla istiyorum.




