Doruk Nilüfer Hastanesi Doğum Sırasında Yaşanan Ağır İhmal Ve Maddi Baskı
22–26 Haziran 2026 tarihleri arasında eşim s** y**’un doğumu için Bursa Nilüfer Doruk Hastanesi kadın doğum bölümünde yaşadığımız ağır ihmal ve mağduriyeti paylaşmak istiyorum. Eşim 22.06.2026 saat 17:00’de doğum amacıyla hastaneye yatırıldı ve anemi hastası olduğu defalarca belirtilmesine rağmen herhangi bir ek önlem alınmadan doğuma alındı. 23.06.2026 saat 04:30’da vajinal doğum gerçekleşti, ancak epizyo dikişleri lokal anestezi uygulanmadan atıldı ve ebelerin uyarılarına rağmen kanama tam anlamıyla kontrol altına alınmadan eşim odaya gönderildi.
Saat 05:45’te yoğun kanama fark edildi, sorumlu hekim Dr. S. D. D**’e ulaşılamadığı için nöbetçi hekim tarafından eşim saat 06:00’da yarı baygın halde tekrar doğumhaneye alındı. Aşırı kan kaybı nedeniyle bayılan eşime yerde müdahale edildi ve hayati risk altındayken yaklaşık yarım saat süren bir operasyonla kanama durdurulabildi. Olay sonrası ebeler, yaklaşık yarım saat daha gecikilse ölümle sonuçlanabileceğini ifade etti. Ayrıca sisteme bebekle ilgili doğum saati ve kilosu da yanlış girilerek temel tıbbi kayıtlar dahi hatalı oluşturuldu.
Bu yaşanan hayati riskten sonra eşim, kendini güvende hissetmediği için ikinci geceyi de hastanede kalarak geçirmek istedi. Tss kapsamında kalmaya hakkı olmasına rağmen hastane yönetimi usulsüz şekilde 16.000 TL talep etti, epikriz raporlarını bilerek geç sisteme girerek provizyonu geciktirdi ve baskı unsuru olarak odanın elektriğini kesti. Taburcu olduktan iki gün sonra dinmeyen ağrılar nedeniyle başvurulan Yıldırım Doruk Hastanesi’nden Dr. ** h**, vajinal bölgede şişlik ve hayati derecede düşük kan değeri saptayarak acil kan takviyesi için eşimi tekrar Nilüfer Doruk Hastanesi’ne yönlendirdi.
Nilüfer Doruk Hastanesi’ne acil durumla tekrar gittiğimizde, öncelik tıbbi müdahale olması gerekirken “gece müdürü” tarafından bu kez de tss’nin karşılamadığı iddia edilerek 25.000 TL talep edildi. Yatış sonrası özel sağlık sigortası (Allianz) kullanılmak istendiğinde ise hastane, doğuma ait önceki epikrizleri sisteme bilerek yüklemeyerek sigorta onayını engelledi, haksız kazanç amacıyla farklı bir medikal yatış açarak eşimi adeta rehin tutmaya çalıştı. Süreç ancak Türkiye sigorta’nın devreye girmesi ve onayıyla tamamlanabildi.
Hasta yakını olarak yaşadıklarımız, bu hastanede “önce sağlık” yerine “önce para” anlayışının egemen olduğunu açıkça göstermektedir. Eşimin hayatını riske atan tıbbi ihmallerin, yanlış kayıtların, sigorta süreçlerinin kasıtlı olarak engellenmesinin ve hasta üzerinde kurulan maddi baskının detaylı biçimde incelenmesini, sorumlular hakkında gerekli idari işlemlerin yapılmasını ve benzer durumların başka hastaların başına gelmemesi için gereken tüm tedbirlerin alınmasını talep ediyorum.



