Eraslan Okulu İzmir’de bu yıl yapılan sporcu bursu seçmelerinde, dışarıdan gelecek öğrencilere daha çok odaklanıldığı, hâlihazırda okulda kayıtlı olan öğrencilerin ise geri planda kaldığı yönünde güçlü bir algı oluşuyor. Bu durum, veliler ve mevcut öğrenciler açısından adalet ve eşitlik duygusunu zedeliyor.
Okul açıldığından beri atletizm derslerinin düzenli olarak yapılmadığını, bir dönem boyunca öğretmen bulunamadığı için derslerin aksadığını deneyimledik. Turnuvalara gidecek öğrenciler için kumanya gibi en temel desteklerin bile sağlanmadığını, çocuklardan bu ihtiyaçları evden getirmelerinin istendiği durumlara da şahit olduk. Spor koordinatörünün eğitim geçmişinin spor odaklı olmadığını düşündüren bir yaklaşım sergilediğini, buna rağmen beslenme gibi sporda son derece kritik bir konunun bir gider kalemi gibi görülüp yeterince önemsenmediğini gözlemliyoruz.
Okulda tırmanma duvarı gibi imkanlar bulunmasına rağmen, iyi öğretmenlerin uzun süre okulda tutulamadığını, bu yüzden derece yapabilecek potansiyele sahip öğrencilerin okul adına yeterince desteklenmediğini ve zaman zaman kendi katılımlarına dahi izin verilmediğini ya da gerekli teşviki görmediklerini deneyimledik. Tüm bunlar, sporcu seçmeleri ve burs uygulamaları ile okulun günlük spor uygulamaları arasında ciddi bir uyumsuzluk olduğu izlenimini güçlendiriyor.
Çocuğumun velisi olarak temel beklentim, spor bursu seçmeleri ve spor faaliyetlerinde dışarıdan gelecek öğrenciler kadar mevcut öğrencilerin de eşit şekilde önceliklendirilmesi, imkanlardan adil biçimde faydalandırılması ve okulun spor alanındaki günlük uygulamalarının bu yaklaşımı gerçekten yansıtacak şekilde iyileştirilmesidir. Velilerin spor seçmelerine çocuklarını götürürken, bu sürecin yalnızca tanıtım veya burs odaklı değil, sahadaki gerçek uygulamalarla tutarlı olacak şekilde ele alınmasının okul yönetimi tarafından dikkate alınmasını istiyorum.
Yorumlar