Pazar günü için sakin bir deniz günü hayal ederken, kendimizi adeta sinir katsayımızı test eden bir yarışmanın ortasında bulduk. İstanbul Büyükada'daki Viranbağ Beach isimli plajda yaşadıklarımız, "Bir işletme bir insanın gününü nasıl mahveder? " sorusuna adeta tez konusu olur.
Öncelikle, 1 saat süren vapur yolculuğundan sonra plaja ulaşmak için tekne servisi beklememiz gerekiyordu. Servis saati 13.00 olarak belirtildi ama ne yazık ki bizim hatamız, dakiklik beklemek olmuş. Uyarmama rağmen 13.45’e kadar ne ses var ne hareket! Tepki göstermesem, muhtemelen görevli halen güneşe karşı güneş gözlüğüyle poz veriyor olurdu.
Tekne sonunda lütfetti, plaja vardık. Şaka gibi ama sadece giriş için 1.250 TL alıyorlar. Yunanistan'dan İtalya’ya, İspanya’dan Karadağ’a kadar birçok ülkede denize girdim ama bu derece fahiş bir fiyatla, bu kadar pis ve yosunlu bir plaj görmedim. Hayır, insan bari içine ekstra bir şey yapar; sadece şezlongların minderlerini değiştirmekle mekan olunmuyor. Bu arada, sadece içeriye adım atmamız için bu rakamı veriyoruz.
Ve gelsin “günün sürprizi”! Bizi en köşeye, duşların yanına buyur ettiler. Boş şezlonglar varken, resmen "Sizi buraya atalım da gününüz kötü geçsin." dercesine. Neyse, biz de ortamda biraz ferahlık bulmak adına iki kişilik boş bir yere geçtik. Ancak hemen bir görevli (kendisi müdürmüş, pek havalıydı! Sanırsınız adanın sahibi) dikildi tepemize. “Burası rezerve” dedi. Etraf bomboş ama nedense o iki kişilik yer adeta altınla kaplıymış gibi sadece başkalarına layıkmış.
Saat 15.00’te rezerve edilen yere oturduk diye kıyamet koptu. Müdür bey, adeta sabah evden kavga ederek çıkmış gibi bir tavırla, “Kalkın diyorsam kalkacaksınız! ” şeklinde emir yağdırdı. Bir açıklama, bir çözüm yok. Teklifimiz ne? “o zaman başka bir yer gösterin” Cevap: “Yok. Alın paranızı, gidin”
Evet, bize öğle sıcağında, ulaşımın neredeyse imkansız olduğu bir konumda "Paranızı alıp gidin" dediler. Tekne servisi bile yok! Ada yolundan yürümeye başladık, kız arkadaşım güneşten fenalaştı. Zar zor bir araç bulduk da merkeze ulaştık. Eczane, tansiyon ölçümü, yatıştırıcı derken kendimize zor geldik.
İşte bu yüzden insanlar neden yurt dışına kaçıyor, bir kez daha anladım. Kendi memleketinde insan yerine konulmamak, paranla rezil olmak çok daha ağır geliyor. Bir hizmeti bu fiyata sunup, üzerine bir de saygısızlık ekliyorsanız, işletme sahipleri ve çalışanların yeterliliklerini gözden geçirmeleri gerekiyor.
Yorumlar