Bilkent Üniversitesi nanoteknoloji bölümüyle ilgili yaşadığım çok ciddi bir endişeyi paylaşmak istiyorum. Yaklaşık 4 aydır, nanoteknolojinin simülasyon veya benzeri yöntemlerle üzerimde kullanıldığını, adeta bir deney insanıymışım gibi hissettiğimi belirtmek istiyorum. Özellikle kolumdaki dövmemle bağlantılı olduğunu düşündüğüm şekilde, bana psikolojik olarak “zehir gibi” bir hayat yaşatıldığını hissediyorum.
Bu süreçte penceremin arkasından özel hayatıma müdahale edildiğini, sosyal medya hesaplarım üzerinden (özellikle Instagram) kumar siteleri ve benzeri hesaplarla bana baskı kurulduğunu ve bunun sonucunda ciddi anlamda huzursuz, güvensiz ve tehdit altında hissettiğimi yaşıyorum. Kendimi hem okul içinde yaşanan bazı olayların hem de toplumda oluşan olumsuz duyguların hedefi ve sorumlusu yapılmış gibi hissediyorum. Bu durumun, halkı kin ve nefrete sürükleyebilecek bir boyuta geldiğini, insanlık suçu niteliğinde olduğunu düşünüyorum.
Tüm bu yaşadıklarım sırasında kendimi bu bölümün üzerinde deney yaptığı bir kişi gibi hissettim. Öyle bir noktaya geldim ki, 41 gün cezaevinde kaldım ve o süreçte yaşadığım psikolojik baskı nedeniyle, kurulan “düzenekler” yüzünden çocuklara bile zarar verebilecek bir duruma itilebileceğimi fark ettim. Bu ihtimalin bile kimse tarafından düşünülmemiş olmasını kabul edemiyorum ve bu yüzden çok öfkeliyim ve kırgınım.
Bilkent Üniversitesi yönetiminden ve nanoteknoloji bölümünden, bu yaşananların aydınlatılmasını, gerekli incelemelerin yapılmasını ve eğer gerçekten sorumlular varsa bunların tespit edilip hukuki sürecin işletilmesini talep ediyorum. “gözümün üstünde kaşım var” denilerek geçiştirilmeyen, resmi ve net bir açıklama bekliyorum. İnsanların kendini güvende hissetmediği, özel hayatına ve psikolojik bütünlüğüne bu denli müdahale edildiği bir ortamın kabul edilemez olduğunu özellikle vurgulamak istiyorum.
Yorumlar