Azim Çelik İnşaat & Emlak Ne Evimi Alabildim Ne De Tapum Tarafıma Teslim Edildi
Azim Çelik İnşaat’ın Azim Çelik Wings projesinden konut sahibi olmak amacıyla 15 Mayıs – 15 Haziran tarihleri arasında toplam 3 milyon tl ödedim. Tüm ödemeyi tek seferde yapmama rağmen ne evimi alabildim ne de tapum tarafıma teslim edildi. Bu süreçte tarafıma verilen sözler tutulmadı, sürekli oyalanarak somut bir adım atılmadı ve ciddi şekilde mağdur oldum.
Şirketle yaptığım görüşmelerde yaşadığım mağduriyetin giderilmesi için defalarca talepte bulunmama rağmen net bir teslim tarihi, tapu işlemleriyle ilgili açık ve şeffaf bir açıklama ya da makul bir çözüm sunulmadı. Tapu teslimi yapılmadan, konut fiilen tarafıma verilmeden ve ödediğim bedel herhangi bir güvence altına alınmadan sürecin bu şekilde sürüncemede bırakılması endişelerimi artırmaktadır.
Mağdur bir hak sahibi olarak, ödediğim 3 milyon tl karşılığında tarafıma taahhüt edilen konutun tapusunun eksiksiz ve yasal prosedürlere uygun şekilde derhal teslim edilmesini, bunun mümkün olmaması halinde ise ödediğim tüm bedelin yasal faiziyle birlikte iadesini talep ediyorum. Ayrıca süreçte sorumluluğu bulunan kişi ve kurumların tespit edilerek gerekli hukuki ve idari işlemlerin yapılmasını ve benzer mağduriyetlerin yaşanmaması için şirketin denetlenmesini istiyorum.
Gelişme
Azim Çelik İnşaat’tan yaklaşık 6 ay önce peşin olarak 3 milyon tl ödeyerek bir ev satın aldım. Ödemeyi yapmama rağmen tapu devri hiçbir şekilde yapılmadı ve bana herhangi bir resmi belge verilmedi. Daha sonra aynı evi başkasına da sattığını ve yurt dışına kaçtığını öğrendim.
Bu süreçte hem evsiz kaldım hem de ödediğim 3 milyon tl nedeniyle ciddi bir maddi zarara uğradım. Firma sahibinin yaptığı paylaşım ve sonrasında ortadan kaybolması, dolandırıldığımı açıkça göstermektedir. Bunun üzerine savcılığa giderek şikayette bulundum ve kendisine ait mallarına tedbir konulması için işlemler başlatıldı, bu tedbir kararının da ilk başvuran alacaklılara öncelik sağlayacağını biliyorum.
Kamuoyuna yapılan açıklama, içerdiği ifadeler itibarıyla hukuki sorumluluğun yerine getirildiğini göstermemekte, aksine mağduriyet yaşadığını beyan eden kişilerin haklı endişelerini gidermekten uzak bir nitelik taşımaktadır. Hukuk düzeninde tek taraflı beyanların hiçbiri sözleşmeden ve kanundan doğan yükümlülükleri ortadan kaldırmamaktadır. Şirketlerin asli görevi, müşterilerine karşı üstlendikleri edimleri eksiksiz ve zamanında yerine getirmektir.
Bu yükümlülüklerin yerine getirilmediğinin iddia edildiği bir ortamda “sabır”, “anlayış” ve “iyi niyet” çağrıları, hukuki sorumluluğun yerine ikame edilemez. Güven, açıklamalarla değil, ifa edilen borçlar, teslim edilen taşınmazlar ve giderilen mağduriyetlerle yeniden tesis edilir. Kamuoyu nezdinde güven kaybına yol açan iddiaların bulunduğu durumlarda şirket yönetiminin en temel yükümlülüğü soyut temennilerde bulunmak değil, denetlenebilir, şeffaf ve hukuken hesap verebilir bir süreç yürütmektir.
Aksi halde yapılan açıklamalar, mağduriyetlerin giderilmesine değil, kamu vicdanındaki soru işaretlerinin daha da derinleşmesine neden olur. Hukukun üstünlüğü ilkesi gereği sözleşmesel ve yasal yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediği bağımsız yargı mercilerince değerlendirilecek, hak sahiplerinin maddi ve manevi hak arama özgürlüğü ise Anayasa ve ilgili mevzuat kapsamında korunmaya devam edecektir. Hiçbir kamuoyu açıklaması doğmuş veya doğabilecek hukuki sorumlulukları ortadan kaldırmaz, hiçbir beyan da hesap verme yükümlülüğünün yerine geçmez. Kamuoyunun beklentisi açıklama değil, hukuka uygun, somut ve denetlenebilir icraatlardır.
Yaşadığım mağduriyetin giderilmesini, ödediğim bedelin iade edilmesini ve bu kişi/firmayla ilgili gereken incelemenin yapılarak benzer mağduriyetlerin yaşanmaması için gerekli adımların atılmasını talep ediyorum.



Çok benzer bir durum bir yakınımın başına da geldi, bir iletişim kurabildiniz mi?