Genelde bir şey almıyorum. 21 Nisan Pazartesi günü kahvemi aldım, Kadıköy'de, Kadıköy Eminönü iskelesinde vapuru bekliyordum. O sırada Kahve Dünyası'nda çalışan bir kıza, 'Ne iş yapıyorsun? Buz atar mısın?' dedim. Ne anladıysa, bana 'Yüzölçümü git' tarzı bir şey söyledi. Ben de 'Eyvallah' dedim. Bel turundaki erkeğe söyledim, duymadı, 'Boş ver, sigara içelim' dedim. Sonra galiba o kız, yanında bir erkekle geldi ve bana saldırdı. Ardından galiba iki kişi daha geldi. Yere düştüm, kahvem üstüme döküldü. Sonra dışarı çıktım, arayanlar oldu. Olayı sordular, ben de anlamadığımı söyledim. Sonradan bana, 'Sen satış yapmaya çalışmışsın' dediler. Vapura AKBİL basacakken oradaki kişi izin vermedi, sonra vapura bindim. Binmeden önce polisi aradıklarını söylediler. 'Tamam' dedim, güvenliğin orada beklemeye başladım. Sonradan polisi aradılar. Saat 1:30'da oradaydım, şimdi saat 14:40, vapura bindim, polis geldi. Tutanak tuttu. Şikayetçiyken şikayetimden vazgeçtim. Ben de polislere, bana saldıranlardan şikayetçi olduğumu söyledim. Kahvemi isterim. Şikayetçi olmadığımı yazdırdılar, başka bir yerden kahve aldım, vapura bindim. Bir keresinde de rıhtımda, Kahve Dünyası'nda, bir kız polisle tehdit edip bana kahve vermemişti, benden sonrakilere verip beni bekletmişlerdi. Oradaki kişiler de kızın yanında durmuştu. Mesela o kız şimdi nerede biliyor musunuz? BİM'de çalışıyor. Şimdi gelelim, bunların fotoğraf ve videolarını çekmeye. Şikayetçiyim diyelim, ben şikayetçi değildim. Şeker ve tansiyon hastasıyım, ona bağlı hafıza kaybı yaşıyorum. Giderken beni 1 saat orada tuttular. Sıkıntı, birilerinin sana vurması değil; şikayetçiysen saldırmana gerek yok, polisi bekle, ben de beklerdim. Sıkıntı yok. 21 Nisan'ın devamı: Sonra vapura bindim, indim, yürüdüm, tekrar vapura bindim. O sıralarda şeker iğnesi ve ilaçlarımı kullandım. Kadıköy'de vapurdan inmedim, tekrar Eminönü'ne geçtim. Vapur yaptıktan sonra ekmek satın alıp martılara attım. Eminönü'nde indim.
Yorumlar